İnsan Neden Narsistik Partnerlere Çekilir? İlişkisel Döngüleri Anlamak

Bazı insanlar ilişkileri bittikten sonra benzer bir farkındalık yaşarlar: Partner değişmiştir ama yaşanan duygular ve sorunlar birbirine çok benzemektedir. Başlangıçta yoğun ilgi, güçlü çekim ve özel hissettirme vardır, ancak zamanla değersizlik, eleştirilme, ihmal edilme veya duygusal uzaklık ortaya çıkar. Kişi çoğu zaman bunun neden tekrar ettiğini anlamakta zorlanır ve kendisini suçlayabilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında ilişkisel tekrarlar çoğu zaman tesadüf değildir.
İnsan zihni tanıdık olanı güvenli olarak algılama eğilimindedir. Bu durum her zaman sağlıklı deneyimler için geçerli değildir; tanıdık olan bazen zorlayıcı olsa bile öngörülebilir olduğu için tercih edilebilir. Özellikle çocukluk döneminde duygusal ihtiyaçların tutarsız karşılandığı, sevginin koşullu olduğu veya onay almak için çaba göstermek gereken ortamlarda büyüyen kişilerde ilişkilerde benzer dinamiklere yönelme eğilimi gelişebilir. Yetişkinlikte kişi bilinçli olarak farklı bir ilişki istese bile duygusal sistem tanıdık hissettiren kişilere çekilebilir.
Narsistik özellikler gösteren kişiler başlangıçta yoğun ilgi ve hayranlık sunabilirler. Bu durum özellikle kendilik değeri hassas olan kişiler için güçlü bir çekim yaratabilir. Kişi kendisini görülmüş, özel ve değerli hisseder. Ancak zamanla ilişkinin dengesi değiştiğinde eleştiri, değersizleştirme veya duygusal mesafe ortaya çıkabilir. Bu noktada kişi ilişkiden uzaklaşmak yerine daha fazla çaba göstermeye başlayabilir. Çünkü başlangıçta hissedilen yoğun değer duygusuna yeniden ulaşma isteği güçlü olabilir.
Bir başka önemli faktör kişinin kendilik algısıdır. Kendini yeterince değerli hissetmeyen kişilerde başkası tarafından değerli hissettirilme ihtiyacı daha yoğun olabilir. Bu durum ilişkide güç dengesinin bozulmasına zemin hazırlayabilir. Kişi karşı tarafın onayını kaybetmemek için kendi ihtiyaçlarını geri plana atabilir, sınır koymakta zorlanabilir veya ilişkiyi sürdürmek için fazla sorumluluk alabilir. Bu süreç zamanla duygusal yorgunluk ve tükenmişlik yaratabilir.
Psikoterapi sürecinde bu tür ilişkisel döngüler yalnızca partner seçimi üzerinden değil, kişinin içsel dünyası üzerinden ele alınır. Kişi zamanla hangi duygusal ihtiyaçlarının bu ilişkilere yönelmesine neden olduğunu anlayabilir, geçmiş deneyimlerle bugünkü seçimler arasındaki bağlantıları kurabilir ve kendilik değerini daha sağlam bir zemine oturtabilir. Psikodinamik terapi yaklaşımında değişim çoğu zaman farkındalıkla başlar ancak duygusal deneyimin dönüşmesiyle kalıcı hale gelir. Kişi kendisini daha değerli hissetmeye başladıkça ilişkisel seçimleri de doğal olarak değişebilir.
İnsanların benzer ilişki örüntülerine yönelmesi zayıflık değil, çoğu zaman geçmiş deneyimlerin bıraktığı izlerin sonucudur. Anlaşılan örüntüler değiştirilebilir hale gelir. Kişi kendisiyle daha güvenli bir ilişki kurdukça başkalarıyla kurduğu ilişkiler de daha dengeli hale gelebilir.






