Doktorsitesi.com

Ergenlikte depresyon

Psk. Dan. İsmail Sönmez
Psk. Dan. İsmail Sönmez
13 Eylül 20101360 görüntülenme
Randevu Al
Ergenlikte depresyon
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Ergenlik Dönemi Depresyonu Nedir?

Depresyon; karamsarlık, kendine güvensizlik, çaresizlik ve kendini değersiz bulma gibi yoğun duygularla karakterize bir ruhsal çökkünlük halidir. Bu durum; sosyal yaşamdan kaçma, mutsuzluk, iştah değişiklikleri, hayattan zevk almama ve umutsuzluk hissiyle kendini gösterir. Aşırı durumlarda ise ölüm veya intihar riskine kadar varabilen ciddi bir tablo oluşturabilir.

Bireyin günlük hayatına yönelik negatif tutumunu güçlendiren depresyon, neredeyse sürekli var olan bir hoşnutsuzluk duygusu yaratır. Özellikle ergenlerde depresyon, en sık rastlanan ruhsal rahatsızlıkların başında gelmektedir.

Ergenlikte Davranış Bozuklukları ve Yardım İhtiyacı

Ergenlik dönemindeki gençler, hem yetişkin hem de çocuk özelliklerini aynı anda taşıyan bir geçiş sürecindedirler. Bu dönemde sıkça gözlemlenen asillik, isyankarlık, söz dinlememe ve aile ile yaşanan çatışmalar, aslında gencin yardım ihtiyacını ifade etme biçimidir. Akademik başarıdaki düşüş ve davranış bozuklukları, içinde bulundukları zor durumun birer yansımasıdır.

Ergenlik dönemi depresyonu, yetişkinlikteki depresyonun başlangıcı olabileceği gibi, intihar girişimleri ile olan yakın ilişkisi nedeniyle üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir konudur.

Türkiye'de Ergenlik Depresyonu İstatistikleri

Ülkemizde yapılan bilimsel araştırmalar, lise öğrencilerinde depresyon oranının %20 gibi çarpıcı bir düzeyde olduğunu göstermektedir. Cinsiyet faktörü incelendiğinde ise şu veriler dikkat çekmektedir:

  • Ergenlik öncesinde kız ve erkek çocukları arasında belirgin bir fark yoktur.
  • Ergenlikle birlikte kız çocuklarında depresyon, erkeklere oranla daha fazla görülmektedir.

Aile Tutumlarının Süreç Üzerindeki Etkisi

Türkiye'de aileler genellikle "Ergenliğe girdi" veya "Biz de aynıydık, geçer" diyerek durumu normalleştirme eğilimindedir. Ancak bu zor dönemde profesyonel yardım almayı reddetmek, çocuğun aileden uzaklaşmasına ve akademik başarısının tamamen çökmesine neden olabilir. Özgüvenini kaybeden genç, okul hayatından tamamen kopma noktasına gelebilir.

Ergenlikte aile ve arkadaşlar en kritik iki faktördür. Doğru bir aile desteği göremeyen genç, önceliği arkadaş gruplarına verir. Bu durum; yanlış arkadaşlıklar, sigara, içki ve madde kullanımı gibi riskli sonuçlara yol açabilir.

Ergenlik Depresyonunu Tetikleyen Travmatik Faktörler

Çocukluk döneminde yaşanan belirli travmalar, ergenlikte depresyon riskini artırır. Bu risk faktörleri şunlardır:

  • Ebeveynlerle güvenilir ve tatmin edici ilişkilerin kurulamadığı aile ortamları.
  • Çocuğun sürekli beceriksiz veya yetersiz olduğunun söylendiği ortamlar.
  • Boşanma veya vefat gibi önemli kayıpların yaşandığı aile yapıları.

Çözüm Yolları ve Uzman Desteğinin Önemi

Gençlerin ergenlik depresyonunu bir uzman yardımı olmadan atlatmaları mümkün değildir. Burada kritik nokta, bireyi depresyona sokan şeyin sadece sorunlar değil, ailenin ve bireyin bu sorunlara yaklaşım biçimi olduğudur. Sorun çözme becerisi gelişmemiş ailelerde yetişen gençlerin bu süreci tek başlarına yönetmeleri beklenmemelidir.

Yanlış YaklaşımlarDoğru Yaklaşımlar
"Hepimiz gençken aynıydık" demekBir uzman desteğine başvurmak
"Zamanla geçer" diyerek ertelemekAile danışmanlığı almak
Gerçek dışı tavsiyeler vermekBireysel terapi sürecini başlatmak

Aileler, karşılarında bir "hastalık" değil, hayatının bu evresinde depresyona girmiş bir insan olduğunu unutmamalıdır. Doğru bir yaklaşım, depresyonu geçici bir durum haline getirirken; yanlış tutumlar gencin yetişkinlik dünyasına mutsuz ve özgüvensiz bir birey olarak girmesine neden olabilir.

Etiketler

KaramsarlıkÇaresizlikÇöküntüErgenlikte depresyon

Yazar Hakkında

Psk. Dan. İsmail Sönmez

Psk. Dan. İsmail Sönmez

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.