Doktorsitesi.com

"Anne Karnım Ağrıyor": Çocuğunuzun Okula Gitmek İstememesi Bir Kapris mi, Yoksa "Akran Zorbalığı"nın Sessiz Çığlığı mı?

Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan
Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan
20 Ocak 202670 görüntülenme
Randevu Al
Çocuğunuz sabahları okula gitmemek için 'karnım ağrıyor' diyor mu? Notları düştü mü veya eşyaları sık sık kayboluyor mu? Bunlar şımarıklık değil, 'Akran Zorbalığı'nın sessiz çığlıkları olabilir. Bu yazıda; fiziksel, sözel ve siber zorbalığın belirtilerini, çocuğunuzun size anlatamadığı gizli işaretleri ve ebeveyn olarak atmanız gereken en doğru adımları anlattım.
"Anne Karnım Ağrıyor": Çocuğunuzun Okula Gitmek İstememesi Bir Kapris mi, Yoksa "Akran Zorbalığı"nın Sessiz Çığlığı mı?

Pazar akşamları evinizde hava aniden değişiyor mu? Neşeli çocuğunuz gidiyor, yerine hırçın, içine kapanık veya sebepsiz yere "Karnım ağrıyor, başım dönüyor" diyen bir çocuk mu geliyor?

Birçok anne baba bunu "okul tembelliği" veya "şımarıklık" sanır. Hatta "Hadi nazlanma, herkes gidiyor" diyerek çocuğu servise bindirir. Ama durun. Belki de o karın ağrısı, tıbbi değil; duygusal bir ağrıdır.

Belki de çocuğunuzun gitmek istemediği yer "okul" değil; okulda onu bekleyen o "duygusal savaş alanı"dır. Bugün, modern çağın salgını Akran Zorbalığı'nı (Peer Bullying) ve çocuğunuzun size söyleyemediği o gizli işaretleri konuşacağız.

 

Zorbalık denince aklımıza hep okul bahçesinde itişip kakışan çocuklar gelir. Keşke sadece bu kadar basit olsaydı. Günümüzde zorbalık evrim geçirdi. Artık daha sinsi, daha sessiz ve daha yaralayıcı.

  • Dışlama: "Sen bizimle oturamazsın", "Oyuna seni almıyoruz". (Ruhsal izolasyon)

  • Alay Etme: Fiziksel özelliklerle, gözlükle, kiloyla dalga geçilmesi.

  • Siber Zorbalık: Whatsapp gruplarından çıkarılma, sosyal medyada hakkında dedikodu yayılması. (Eve kadar takip eden zorbalık)

Çocuğunuzun vücudunda morluk olmaması, ruhunun morarmadığı anlamına gelmez.

Çocuklar genellikle "Ben zorbalığa uğruyorum" demezler. Çünkü korkarlar, utanırlar veya "ispiyoncu" durumuna düşmek istemezler. İş size düşüyor. Şu sinyallere dikkat edin:

 

  1. Açıklanamayan Kayıplar: Kalemleri, kitapları, montu sık sık "kayboluyor" veya yırtık mı geliyor?

  2. Fiziksel Belirtiler: Özellikle Pazar akşamları ve Pazartesi sabahları artan baş ağrıları, mide bulantıları.

  3. Akademik Düşüş: Başarılı bir çocuğun notları aniden düşmeye başladıysa, derste odaklandığı şey ders değil, "güvende kalma çabası" olabilir.

  4. Uyku ve Yeme Bozukluğu: Kabuslar görmek veya iştahın tamamen kesilmesi.

 

Bir ebeveynin yapabileceği en iyi niyetli ama en hatalı tavsiye şudur: "O sana vurursa sen de ona vur!" veya "Boşver, aldırma."

  • "Sen de vur" demek; şiddeti meşrulaştırır ve çocuğunuzu yapamayacağı bir şeye zorlayarak daha da yetersiz hissettirir.

  • "Boşver" demek; "Senin acın önemsiz, abartıyorsun" mesajı verir ve çocuğun sizinle iletişimini kesmesine neden olur.

 

Peki ne yapmalısınız?

  1. Sorgulamadan Dinleyin: "Ne yaptın da sana bulaştılar?" DEMEYİN. "Senin suçun değil, ben senin yanındayım ve bunu birlikte çözeceğiz" deyin.

  2. Okulla İşbirliği: Duygusal değil, profesyonel yaklaşın. Öğretmen ve rehberlik servisiyle, suçlayıcı olmayan bir dille iletişim kurun.

  3. Özgüven İnşası: Çocuğunuzu okul dışında başarılı hissedeceği alanlara (spor, sanat, kurs) yönlendirin. Okulda kaybettiği "ben değerliyim" hissini dışarıda kazansın.

 

Çocuğunuzun okulda yaşadıklarını kontrol edemezsiniz. Ama eve geldiğinde nasıl karşılandığını kontrol edebilirsiniz. Ona verebileceğiniz en büyük güç, ne olursa olsun sığınabileceği bir "Güvenli Liman" olduğunuzu bilmesidir.

Eğer çocuğunuzun içe kapandığını ve bu süreçle baş edemediğini düşünüyorsanız, bir uzmandan destek almaktan çekinmeyin. Bazen küçük omuzlar, bu yükü tek başına taşıyamaz.

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan

Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan

Uzman Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan; terapi sürecini, kişinin bilimsel ve bütüncül yöntemler ışığında kendi potansiyelini ve değerini keşfettiği güvenli bir yolculuk olarak tanımlar.

Maltepe Üniversitesi Psikoloji bölümünü Onur Derecesiyle tamamlamış, ardından Beykent Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji Yüksek Lisans eğitimini bitirerek uzmanlığını almıştır. Akademik yetkinliğini kanıtladığı tez çalışmasında; insan psikolojisinin temel taşları olan depresyon, sosyal destek mekanizmaları ve ilişkisel dinamikleri (Akran Zorbalığı bağlamında) derinlemesine incelemiştir.

Mesleki yetkinliğini, Türkiye’nin en köklü kurumlarındaki saha çalışmalarıyla pekiştirmiştir. Fenerbahçe Spor Kulübü ve Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bünyesindeki kapsamlı klinik staj programlarını başarıyla tamamlamış; Hollanda, Fransa ve Belçika’da Avrupa Birliği projeleriyle Türkiye’yi temsil ederek uluslararası bir vizyon kazanmıştır.

Terapilerinde tek bir kalıba bağlı kalmaz. Bütüncül Psikoterapi perspektifiyle; Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Şema Terapi, Çözüm Odaklı Terapi, Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT), Sistemik Terapi ve Psikodinamik Terapi gibi ekolleri danışanın ihtiyacına göre tecrübesiyle harmanlayarak kişiye özel bir yol haritası çizer.

Yetişkin ve ergen bireysel terapilerinin yanı sıra, Çift ve Aile Terapisi alanında; ilişki çatışmaları, iletişim sorunları ve duygusal kopukluk konularında çiftlerle de aktif olarak çalışmaktadır.

Şu anda Ankara’da, kurucusu olduğu ve Sağlık Bakanlığı ruhsatlı özel kliniğinde; yetişkin, ergen ve çift danışanlarına yüzyüze ve online olarak hizmet vermektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.