Merhaba sayın doğan 22 yaşındayım. sorunum duygusal bağımlılık, hatta s

  • merhaba sayın doğan 22 yaşındayım. sorunum duygusal bağımlılık, hatta saplantı boyutunda. sanırım nedenı bu güne kadar 1 erkek arkadasımın olaması ve bu ilişkininde 7 yıl sürmesi. tamammen hayatımı ona göre yönlendiirmişken aldatıldığımı farkettim. benim için büyük bir yıkım, ilk aşk, ilk tutku, ilk erkek arkadaş ve uzun soluklu bir ilişki... çok neşeli bir kızdım... son 5-6 ayda neşemi , okulumu herşeyimi kaybettim. ben eski sinem olmak istiyorum. bundan sonra ne yapacagım nasıl davranacagım onu bilmiyorum. maskeler takıyorum insanlara karsı artık. ben böyle değildim. ben neşeli sinem olmak istiyorum.eskisi gibi.. yapmam gereken ilk şey nedir onu bilmiyorum... şimdiden çok teşekür ederim

  • Doktor Cevabı:

    Merhaba, neden korkularım var, öfkeliyim, suçlu hissediyorum, kaygılıyım, panik atak yaşıyorum, hayata karşı isteksizim, kendime güvenim yok, yapmam gerekenleri erteliyorum, almamam gereken sorumlulukları almadan edemiyorum, değersiz hissediyorum, insanlar içinde rahat değilim, mükemmeliyetçiyim ama her şeyi yarım bırakıyorum ya da başlayamıyorum, ilişkilerde başarısızlık yaşıyorum, cinsellikle ilgili sorunlar yaşıyorum, yaşadığım olumsuzlukları unutamıyorum, takıntılarım var, kendimi ifade edemiyorum, bana zarar verenlere karşı kendimi koruyamıyorum ve onlardan kendimi uzaklaştıramıyorum, uyuyamıyorum, verdiğim karardan suçluluk duyuyorum ve bu duygu geçmiyor, çok uyuyorum, sorunlarımı biliyorum ama bir türlü üstüne gidemiyorum, bir saatim bir saatime uymuyor, kimsenin beni sevmediğini hissediyorum, hiçbir şey yapamayacağıma ve başaramayacağıma inanıyorum, aşırı sinirliyim, kilo vermek için bir türlü motivasyonum olamıyor, kilomu kafama takmaktan kendimi alıkoyamıyorum, bir kayıp ve/veya ayrılık yaşadım ve aradan uzunca bir süre geçmesine rağmen kötü hissetme halinden kurtulamıyorum, aldatılmamın üzerinden uzun süre geçmesine rağmen bu mevzuyu zihnimden atamıyorum, duygusal bağımlılıklarımdan kurtulamıyorum, cinsek korkularım var, karar vermede güçlük yaşıyorum, belirli bir konuda ne yapacağımı bilemiyorum ve adım atamıyorum, kendi kişiliğimi ortaya koyamıyorum, yanlış olduğunu bile bile ilişkimi sürdürmekten kendimi alıkoyamıyorum, fiziksel bir neden tespit edilememesine rağmen baş ağrısı/migren yaşamaktan kurtulamıyorum, aciz hissediyorum, insanlar bana yapmacık geliyor, herkesin beni izlediği hissinden kurtulamıyorum, bağımlılıklarımdan kurtulamıyorum, dikkatimi toplayamıyorum/odaklanamıyorum, çok yalnız hissediyorum, hayatla baş edemeyeceğim duygusuna sahibim, erkeklerden/kadınlardan kaçıyorum, karşı cinse bağlanamıyorum, zarar gördüğüm halde eşimden/sevgilimden ayrılamıyorum, kurban gibi hissediyorum, aklıma gelen kötü düşüncelerden kurtulamıyorum, her şey anlamsız geliyor, ilişkimde mutsuzum ama ne yapacağımı bilemiyorum, boşlukta hissediyorum, ayrıldığım kişiyi unutamıyorum, kimseyle anlaşamıyorum, insanlardan korkuyorum, çaresiz ve elim kolum bağlı hissediyorum, eşimle/sevgilimle olan sorunlar karşısında çaresizim, kimseye duygusal bir şeyler hissedemiyorum, durduk yere ağlıyorum, çocuğumla iletişim kuramıyorum, kendimden başkasını sevemiyorum, çocuğumla nasıl baş edeceğimi bilemiyorum, birilerinin beni sevebileceğine inanamıyorum ve neden bu sorunlari kendi kendime aşamiyorum. “neden” kelimesiyle başlayan bu durumları çok daha uzatmak mümkün. bunların hepsi psikolojik sorun yaşayan insanların (kaç yaşında olursa olsunlar) içinde bulundukları kötü hissetme hallerini, açmazları, çelişkileri yansıtan ifadeler. bu sorunların bazıları içimizde yaşadığımız sıkıntılarla ilgili bazıları da ilişkilerimizle ilgili. bu sorunların her biri farklı bir psikolojik soruna ve sıkıntıya işaret ediyor gözükse de ve her birinin farklı bir psikolojik ya da psikiyatrik ismi (kaygı bozukluğu, depresyon, panik bozukluk, ilişki sorunları, cinsel sorunlar, takıntı, bağımlılık, fobi, kişilik bozukluğu gibi) olsa dahi aslında durum bu kadar karmaşık değil. tanılar, sorunlara koyulan isimler sadece; iç dünyamızda yaşadığımız sıkıntıların kendini farklı gösterme biçimlerine uzmanların verdiği isimler. insan doğası, tanı koyma ve yaşadığımız sorunlara bir isim verme eğiliminde. bu bir yönden olumlu bir şeydir, çünkü içinde bulunduğumuz olumsuz ruh halinin ya da yaşadığımız ilişki sorununun bir ismi olduğunu bilmek bizi kısmen rahatlatır. profesyoneller de kendilerine tanılardan yola çıkarak daha kolay yol haritası çizebilirler, ki bu da bizim için kısmen işe yarayan bir şeydir. ancak, bu isimlerin, yani tanıların ve/veya semptomların sorunları yaşayan kişilere ve bu sorunlarla baş etmeye çalışan profesyonellere verdiği en büyük zarar bütünü kaçırmamıza yol açmasıdır. bütünü kaçırmaktan kastettiğim şey, bu psikolojik sorun isimlerinin (yani tanılar ve semptomlar), tek başlarına sorunun kendisini anlamamıza ve çözüm üretmemize çok az katkısı olmasıyla ilgili. araştırmalar, klinik uygulamalar ve bunlar sonucunda elde ettiğimiz sonuçların da katkısıyla, beyinde psikolojik sorunların nasıl oluştuğu doğrultusunda bilimin geldiği son nokta şunu gösteriyor; hiçbir psikolojik sorun, semptom ve aşamadığımız ilişki sorunları kendi kendine oluşamaz ve mutlaka bu sorunlara ve semptomlara yol açan nedenler vardır. beyinde psikolojik sorunların gelişmesinden ve kendi kendine geçememesinden sorumlu bölge orta beyindeki limbik sistemdir; uzak geçmişte (özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde) veya yakın geçmişte yaşadığımız olumsuzluklar ve o dönemlerde yaşadığımız olumsuzluklar nedeniyle ortaya çıkan olumsuz duygular (kaygı, korku, suçluluk, öfke, depresyon gibi ana duygular) travmatik etki mekanizması ile limbik sistem bölgesindeki fiziksel organlarda (amigdala gibi) depolanır ve tamamen zamandan bağımsız olarak varlıklarını sürdürmeye ve aradan ne kadar süre geçerse geçsin bizde çeşitli şekillerde, yoğunluklarda ve sayılarda kötü hissetme halleri yaşamamıza neden olmaya devam ederler. travmatik duygu birikiminin güncel yaşantımızdaki etkisi sürekli de olabilir dönemsel de; belirli dönemler iyi hissedebilsek de (güncel hayatımızda çevresel stresin fazla olmaması, ilaç tedavisi görüyor olmamız gibi nedenlerden ötürü) bu iyi hissetme hali geçici olur ve kötü hissetme halleri tekrar kendini gösterir ya da belirli bir yaşa kadar travmatik etki ortaya çıkmayabilir ve belirli bir yaştan itibaren, belirli bir dönemden itibaren ya da belirli bir olaydan sonra (sorumluluk almaya başlamak, evlenmek, çocuk sahibi olmak, okuduğumuzbir kitabın ya da duyduğumuz bir şeyin etkisinde kalmak, iş değiştirmek, taşınmak, karşı cinsle ilişkilerin başladığı dönem, yaşımızın ilerlemesi, ergenlikten çıkmak gibi) psikolojik sorun ve bu sorunla ilişkili kötü hissetme halleri ortaya çıkabilir. travmatik duygu birikiminin ne zaman tetikleneceği, yani kötü hissetme hallerini ne zaman yaşayacağımız, birçok faktöre bağlı olabilir; biz bu faktörlerin farkında olabiliriz ya da olamayız. geçmiş dönem (çocukluk, ergenlik ve erişkinlilk) yaşanmış olumsuz yaşantılar ve bu yaşantıların travmatik duygularının beynimizdeki limbik sistemde birikmesi ve bunların tetiklenmesi durumu söz konusu olmasaydı psikolojik sorun yaşamazdık, yaşayamazdık. buna güncel olarak yaşanan ağır durumlar sonucu oluşan psikolojik sorunları hem katıyorum hem de katmıyorum. klinik uygulamalarda gördüğümüz, yaşadığı yeni bir güncel travma nedeniyle (doğal olaylar ya da kişiler arasında yaşananlar) psikolojik sorun yaşamaya başlamış insanların göreceli olarak çok az sayıda olmasıdır. özetle demek istediğim şu; farkında olduğunuz ya da olmadığınız hangi psikolojik sorunu yaşıyor olursanız olun ve/veya bir türlü çözüm bulamadığınız ve yetersiz hissettiğiniz kişiler arası sorunlar varsa (eşimizle, çocuğumuzla, arkadaşlarımızla, amirimizle vs.) travmatik etkilenme sonucu oluşan bir durum söz konusudur. bu çeşitli sorunların (iç dünyamızda ya da davranışlarımızda yaşadığımız) en büyük özelliği, irademizi kullanarak çözemiyor olmamızdır; bunun nedeni iradenin bir üst beyin (korteks) işlevi olması ancak duygusal birikmelerin orta beyindeki limbik sistemde depolanıyor olmasıdır. travmatik etkilenmeler sonucu oluşan olumsuz duygu birikmeleri bize durduk yere kötü hissetme halleri ya da yaşadığımız durumla kıyaslanamayacak ölçüde abartılı kötü hissetme halleri ve çözüm bulamama halleri yaşatır. her türlü psikolojik sorunda, bu hallerden kurtulmanın günümüzdeki en etkin ve kalıcı çözümü psikoterapide travma çalışması yapmaktır (özellikle, emdr yöntemi tecrübeli bir klinik psikolog tarafından, psikoterapide uygun ve etkili bir şekilde kullanıldığında). bu yapıldığında birikmiş travmatik duygu yükleri beyinden atılır ve güncel sorunlarımız, konusu, ismi, tanısı ne olursa olsun kalıcı bir şekilde ortadan kaybolmaya başlar. psikolog dr. ercüment doğan **** hta nöropsikiyatri merkezi tel: 0212 291 **** – 0530 545 ****

    tarihinde cevapladı.
Bu soruya oy verin :
Puan : 5 / Oy veren : 1 kişi

.
x