M. turgay bey, 1. tüketmemiz gereken suyun niteliği konusunda bilgi alm

  • M. Turgay Bey, 1. Tüketmemiz gereken suyun niteliği konusunda bilgi almak istiyorum. Denildiğine göre, sert sular, çeşme suyu, maden suyu, kaynak suyu daha fazla mineral içerdiği için daha faydalıymış. Arıtılmış su, yağmur suyu vs gibi sular mineral içeriği açısından fakirmiş. 2. Suyun sinir sistemine olan katkısı, yeterli alınmadığı takdirde vücuda olan etkisi nedir?

  • Doktor Cevabı:

    Merhabalar, sert sular, maden suları, çeşme suyu, "doğal" kaynak suları daha çok mineral içerir, doğru. sonuçta yağmur suyu da içilebilir niteliktedir ama sizin de belirttiğiniz gibi minerallerce yeterince zengin değildir. işlenmiş kaynak suları pek önerilmemektedir. aşağıda sular hakkında hazırladığım bir makale yer almaktadır. umarım yararlı olur: su ve önemi su, insan yaşamı için oksijenden sonra gelen en önemli öğedir. insan yemek yemeden haftalarca canlılığını sürdürebilirken susuz ancak birkaç gün yaşayabilir. kanın %92’si, kemiklerin %22’si, beynin ve kasların %75’i sudur. hücrelerin yaşamsal faaliyetleri, vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesi vücudun su dengesinin korunması ile mümkündür. vücutta biriken toksinleri atmak, vücudun ısı dengesini sağlamak için idrarla 1500, deri yoluyla 500, dışkı ve solunum ile 300’er ml (toplamda yaklaşık 2,5 lt) su kaybedilmektedir. insan vücudundaki karbonhidratlarının tümünü, yağlarının tümünü, proteinlerinin yarısını, suyunun %10’unu yitirirse yaşamı tehlikeye girer. % 1’lik su kaybında hipotalamusta susama merkezini uyarılır. % 3’lük su kaybında kan hacmi ve fiziksel performans azalır. % 5’lik su kaybında birey konsantre olamaz. % 8’lik su kaybında baş dönmesi, aşırı yorgunluk, soluma güçlüğü oluşur. % 10’luk su kaybında kas spazmı, aşırı yorgunluk, dolaşım - böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunları ortaya çıkar. % 20’lik su kaybında ölüm gerçekleşir ! vücuttaki su oranının yeterli düzeyde tutulması yaşamsal önem taşıdığından vücuttan kaybolan miktarlarda su alınması zorunludur. ideal vücut su oranları; metabolizmayı tetikler, hücrelerin kendini yenilemesini sağlar, yaşlanmaya karşı etki gösterir. kanın akışkanlığını sağlar, böylelikle kalp ve damarların yükünü azaltır. omurga dahil bütün organlar bundan faydalanır; su oranının bel fıtığına karşı bile büyük katkısı olduğu düşünülmektedir. ayrıca cildin dolgun, pürüzsüz ve genç kalmasını sağlamaktadır. insan vücudunun su içeriği yaş, cinsiyet, boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve fiziksel aktiviteye göre değişir. çocukların vücudunun su oranı yüksektir (% 70, yeni doğan bebekte ise % 90) ve yaş ilerledikçe suyun yerini yağ dokusu almaya başlar. dolayısıyla yaş ilerledikçe suyu daha çok tüketmek gerekir. yetişkinlerde vücut su oranı % 60, yaşlılarda ise % 50’dir. sporcuların su oranı ise standart kişilerden % 5 daha yüksek seviyede olması gerekmektedir. yapılan egzersize bağlı olarak su içimi artırılmalıdır. vücutta egzersiz sırasında kaybedilen suyun yerine konulması ve tekrar vücut su dengesinin sağlanması için yeterli su tüketimi şarttır. su tüketimi egzersiz sonrasında olabileceği gibi, vücudu su kaybına hazırlamak adına egzersiz öncesinde hatta egzersiz esnasında da (15’er dakikalık aralıklarla yudum yudum su içilmesi şeklinde) olabilir. böbreklerin görevini yerine getirebilmesi ve dolayısıyla vücuttaki yağ akımının dengeli olabilmesi için bol su tüketilmelidir. çünkü karaciğerin görevini yapabilmesi, böbreklerin yeterli çalışmasına bağlıdır. karaciğerin başlıca görevlerinden biri, vücutta depolanmış yağları bedenin kullanabileceği enerjiye çevirmektir. yeterince su içilmediği takdirde böbrekler yeterince çalışamaz ve süzme işlemini gereği gibi gerçekleştiremez. karaciğer de böbreklerin görevini üstlenmeye başlar, kendi görevi ikinci plana düşer ve daha az yağ yakmaya başlar. yakılmayan yağlar vücutta birikmeye başlar. kilo kaybı yerine kilo alımı söz konusu olur. suyun zayıflama üzerine olan etkisi göz ardı edilemeyecek kadar fazladır. gerek midede yarattığı hacimden dolayı alınan besinlerde kısıtlama yapması, gerekse metabolizmayı çalıştırıp günlük harcanan enerjiyi artırması ve bir de sindirime olan katkısı! tüm bunlar düşünüldüğünde su içmek eziyet olmamalı, aksine keyif vermeli. suyun sağladığı faydalar bunlarla sınırlı değil elbette: • hücrelere oksijen ve besin öğelerinin taşınmasını, ayrıca atık ürünlerin taşınarak böbreklerden atılmasını sağlar. • ağız, göz ve burun gibi vücut dokularının nemlenmesini sağlar. • vücuttaki kan, gastrik sıvı, tükürük, amniyotik sıvı (gebelikte) ve idrar gibi vücut sıvılarının büyük bir kısmı sudur. • dışkının yumuşamasını sağlayarak kabızlığın önlenmesine katkıda bulunur. • cilt sağlığında, bağışıklık sisteminde, vücut ısısının denetiminde, ödemin atımında rolü vardır. • tükürük ve mide salgısında besinlerin sindirilmesinde görev alır. • kilo alıp vermeden dolayı oluşan sarkmaları sporla birlikte önler. • vücudun ihtiyaç duyduğu iz minerallerin pek çoğunu sağlar. • soğuk algınlığı, idrar yolu enfeksiyonları, böbrek taşları ve mesane kanseri riskini düşürür. • zayıflama diyetlerinde metabolizmayı çalıştırmanın yanında, midede hacim oluşturarak tokluk hissi vermede işe yarar. su yaşamın vazgeçilmezleri arasında olmasına rağmen asıl problem su içme kültürünün geliştirilememesidir. hiçbir sıvı içeceğin suyun yerini tam anlamıyla tutmadığını unutmamak gerekir. su içmek için susamayı beklememeli ! suyu ne zaman ve nasıl almalıyız? su dışındaki pek çok sıvı hayatımızda ciddi ölçüde yer almaktadır. çalışma hayatının vazgeçilmez ikramları çay, kahve, neskafe, meyve suları, bitki ve meyve çayları vb. içecekler. bu içeceklerden bazılarının diüretik etkisi olduğundan vücudun ihtiyacı olan sıvıyı karşılamayacağı ve hatta vücuttan sıvı atımını artıracağı için suyu su olarak içmek gerekir. öğünlerden 30 veya 15 dakika önce alınan suyun metabolizmayı hızlandırma üzerine ve midede hacim oluşturarak öğünde fazla besin alımı engellemek adına göz ardı edilemeyecek faydaları vardır. son günlerde sıkça tartışılan konulardan biriyse yemek yerken su içelim mi? eğer ki kişinin yemek yerken su içme alışkanlığı varsa bunu devam ettirmelidir. ancak tüketmiyorsa kendini de zorlamamalıdır. çünkü bir öğünde sıvıyla birlikte midenin alabileceği kapasite bellidir. yemekle birlikte su alındığında mideye daha az besin alınmaktadır. su içilmeyen günlerde ise kalan kısım da yemekle doldurulmak istenir, daha fazla besin tüketilir. suyun faydasını en üst düzeyde sağlayabilmek için yemeklerden 15 dakika önce su içmeli ve yemek sırasında su içme alışkanlığı varsa devam ettirilmelidir. doğadaki yararlı olan her şeyin fazlası da zararlıdır. az içilen suyun zararı kadar fazla içilen suyun da özelikle kalp ve böbrek yetmezliği hastalıklarında zararı vardır. tüm bu bilgiler böbrek ve bazı sindirim sistemi hastaları için değişkenlik gösterebilir. gereğinden çok fazla su içilmesi vücutta toksik etki yaratarak su zehirlenmesine neden olabilmektedir. suyun; yemek yenildikten sonra alınan besinlerin sindiriminden, metabolik atıklarının dışarı atılmasına kadar her aşamada çok önemli görevleri vardır. su, kabızlığa en iyi çaredir. su eksikliği sırasında vücut, iç dokularından (özellikle de kalın bağırsaktan) su çekerek dışkının sertleşmesine, dolayısıyla kabızlığa yol açar. yeterli su tüketildiği takdirde bağırsakların çalışması normal seyrinde olur ve kabızlık önlenir. vücutta özellikle el, ayak ve bacaklarda oluşan ödemi engellemek için en iyi yöntem su tüketmektir. ödemi yok etmek için alınan ilaçlar, bitkisel ürünler geçici bir yöntemdir. ayrıca su, kasların dengesini sağlar, cilt kuruluklarını önler ve kilo kaybından sonra gelişen sarkmaları engelleyerek cildin esnekliğini devam ettirir. kilo kaybetmek, kilo korumak ve fazla besin alımını engellemek için bol su içilmesi gerekir. peki ama günlük su tüketimi ne kadar olmalıdır? sağlıklı bir kadının günde 10 bardak, erkeğin ise 14 bardak su içmesi önerilmektedir. kilo fazlası olan kişilerin bu miktardan daha fazlasını tüketmeleri gerekmektedir. içilen çay, kahve, kola gibi içecekler diüretik oldukları için asla suyu yerini tutmamakta, vücuttan su atımını artırmaktadır. nasıl türk kahvesi yanında su içiliyorsa, aynı şekilde çay ve neskafe ile de su içilmesi gerekmektedir. en iyi çözücü, saf, katkısız ve doğal olan içecek su olduğu için günlük sıvı ihtiyacının 3/4’ü su olarak tercih edilmelidir. özellikle yaz döneminde suya daha bir önem vermek gerekmektedir. maden suları için de şunları ekleyebilirim: a’dan z’ye maden sulari maden suları dünyada ilk çağlardan bu yana sağlık amacıyla kullanılmaktadır. ülkemizde de milattan önce hititler, frigyalılar daha sonra romalılar, bizanslılar, selçuklular ve osmanlılar zamanında şifa amaçlı kullanılmıştır. ancak türkiye’de maden suyu tanıtımı yapılmadığı için, tüketici bu ürünü kendi bulguları doğrultusunda, hazmı kolaylaştırıcı bir ürün olarak benimsemiş ve sadece yemeklerden sonra içmeyi alışkanlık haline getirmiştir. ayrıca yanlış bilgilendirme neticesinde sağlığa son derece yararlı olan maden suları; sanki tansiyonu artırıcı, mideyi tembelliğe alıştıran bir ürün gibi gösterilmiş, öncelikle kadınlar ve çocuklar tarafından hiç tercih edilmemesi gereken bir içecekmiş gibi nitelendirilmiştir. halbuki maden suları, içerdiği karbondioksit gazı sebebi ile hazmı kolaylaştırdığı gibi mide bulantısını da engellemektedir. içmenin yanı sıra dışarıdan sürme yoluyla da cildi canlandırmada ve güzelleştirmede etkili olmaktadır. uzmanlar günde 2 litre kadar su ve maden suyu gibi “yararlı sıvı” içilmesini önermektedir. her gün 1-2 su bardağı maden suyu içilmesi son derece yararlıdır. maden suyu ile soda arasındaki fark nedir? maden suyu, içerdiği tüm mineraller ve karbondioksit gazı ile birlikte yeraltındaki çatlaklardan yol bularak yeryüzüne çıkar ve tamamen “doğaldır”. soda ise, içilebilir özellikteki suya yapay mineraller ve karbondioksit gazı eklenerek elde edilen ve tamamen “yapay” olan bir içecektir. yapay minerallerin vücuda katkıları sınırlıdır. her ikisi de mideyi rahatlatma özelliğine sahiptir, ancak sodanın bundan başka hiçbir işlevi yoktur. oysa maden suyu aynı zamanda doğal bir mineral deposudur. dolayısıyla aradaki fark şu şekilde yorumlanabilir: maden suyu bir ihtiyaç, soda ise bir tercihtir ! süt ile maden suyu karşılaştırıldığında her iki besinin de vücuda yararlı olan mineralleri benzer derecede içerdiği bilimsel olarak ortaya konmuştur. maden suları asit içeriyor mu? gazlı içecek üretiminde çok özel proseslerle üretilen ve %99,9 saflıkta besin üretimi için özel karbondioksit gazı kullanılır. halk arasında “asitli” denilen içeceklerde aslında karbondioksit gazı bulunmaktadır. maden sularının yapısında doğal olarak bulunan bu gaz, dil ile temas ettiğinde geçici olarak tat algılayıcıları uyuşturduğu için içimi kolaylaştırmaktadır. o nedenle gazı kaçmış maden sularının kendine has karakteristik buruk, acımsı tadı ön plana çıkar. çocuklar veya hamile bayanlar maden suyu içebilir mi? maden suyunun bilinen hiçbir zararı olmayıp, aksine vücuda sayısız yararları vardır. büyüme çağındaki çocuklar kalsiyum, demir, çinko, florür gibi minerallere yetişkinlerden daha fazla ihtiyaç duyarlar. bu ihtiyacı karşılamanın en iyi yolu, yeterli miktarda süt ve doğal suları tüketmekten geçmektedir. maden suyunun içerdiği kalsiyum kemik yapısının, florür ise ağız ve diş sağlığının gelişmesi için son derece yararlıdır. hamilelik, beslenmenin daha da ön plana çıktığı fizyolojik bir dönemdir. insan vücudu bebeği besleyebilmek ve gelişmesini sağlamak için normalden daha fazla besin, sıvı, vitamin ve minerale ihtiyaç duyar. bu katkıyı doğal yoldan sağlayabilmek için, hamilelikte düzenli olarak maden suyu tüketimi tavsiye edilmektedir. peki, diyet yaparken maden suyu içilebilir mi? yukarıda da belirtildiği üzere maden suları içerdiği mineraller ve özellikle bikarbonat sayesinde sindirimi kolaylaştırıcı etki gösterir. alkali yapılarından ötürü mide asitliğini nötralize eder ve dengeler. böylelikle sindirim sistemine yararlı etkiler gösterir ve mideyi rahatlatır. dolayısıyla zayıflama diyeti uygulayanlar için rahatlıkla önerilebilir. sosyal aktivitelerde ve davetlerde hazır meyve suları, meşrubatlar veya alkollü içecekler yerine, enerji içermeyen en iyi seçenektir. burada bir konunun altını çizmek gerekmektedir: meyve aromalı maden sularının büyük çoğunluğunda rafine şeker kullanılmaktadır. bu nedenle gazlı soğuk meşrubatlar gibi lezzetlidir. ancak zayıflama programlarında ve şeker hastalığı gibi durumlarda rafine şeker tüketiminden kaçınmak gerekir. formuna dikkat eden bireylerin ve şeker hastalarının, meyve aromalı maden sularında yapay tatlandırıcı ile hazırlanan alternatifleri tercih etmeleri gerekmektedir. halkımızda etiket okuma alışkanlığı yok denecek kadar azdır. genelde son kullanım tarihine bakılmaktadır. halbuki “içindekiler” kısmı dikkatlice okunmalıdır. aspartam ve asesülfam k gibi yapay tatlandırıcı içeren meyve aromalı maden sularının tercih edilmesi rafine şeker alımını ortadan kaldırmak adına daha sağlıklı olacaktır. ülkemizde maden suyu tüketimi ne durumdadır? ülkemizde 15 yaş ve üzerindeki yetişkinler ile yapılan bir araştırmaya göre, insanların %60’ının henüz maden suyu ile tanışmamış olduğu saptanmıştır. içenlerin de %51’inin maden suyunu haftada bir veya daha seyrek tercih ettiği düşünülürse tüketimin ne denli düşük olduğu görülmektedir. halbuki avrupa’da kişi başına yılda 150 litre maden suyu tüketilirken bu oran türkiye’de 3 litre civarındadır. oluşumu için binlerce yıl gereken maden suları açısından, dünyanın en zengin mineralli ve yüksek debili kaynaklarına sahip olmamıza rağmen kaynaklarımızın %1’i şişelenmekte, %99’u boşa akıp gitmektedir. maden sularının sahip olduğu bu değerler ön plana çıkarılırsa ülke ekonomisine bile katkıda bulunulabilir. peki maden suları hangi mineralleri içerir? sağlık için gerekli biyokimyasal görevleri ile önem taşıyan, sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, fosfor, kükürt ve klor başta olmak üzere demir, mangan, bakır, iyot, çinko, florür, krom, kadmiyum gibi mineralleri içeren maden suları daha çok tüketilirse çocukların boyları daha fazla uzayacak, dişleri ve kemik yapıları daha sağlam olacak, kadınların osteoporoz problemleri biraz olsun giderilecek, özellikle magnezyum eksikliğinin neden olduğu kardiyolojik birtakım rahatsızlıkların, genç yaşta ölümlerin önüne geçilebilecektir. öte yandan, halk arasında yüksek tansiyonu olan bireyler tarafından maden sularının içilmesinin sakıncalı olduğu düşünülmektedir. sodyum içerdikleri için maden suyu tüketiminden çekinmek veya vazgeçmek yanlış bir tutumdur. doğru olan, sodyum alımı kısıtlanan kişilerin içtikleri maden sularındaki sodyum düzeylerine dikkat etmeleridir. avrupa su yönetmeliği’nde litresinde 20 mg’dan az sodyum içeren sular “düşük sodyumlu sular” hatta almanya’da “sodyumsuz (sodyumdan fakir) su” sınıfına girer. ülkemizde bulunan maden sularının pek çoğu düşük sodyumludur. o nedenle endişe etmeden içilebilirler.

    tarihinde cevapladı.
Bu soruya oy verin :

.
x