Sorumluluk Anahtarı Kimde?

Her birimiz çocuklarımızın kendi ayakları üzerinde durmalarını, kendilerine güvenen bireyler olmalarını ve hem kendilerine hem de beraber yaşadıkları diğer insanlara faydalı olmalarını istiyoruz. Yani en basit tanımıyla hepimiz çocuklarımızın sorumluluklarını bilen bireyler olmalarını arzu ediyoruz. Peki, neredeyse adımlarını onların yerine atacağımız çocuklarımıza nasıl sorumluluk kazandıracağız?
Maalesef ebeveynler olarak son zamanlarda çocuklar için iyi olduğunu zannettiğimiz ama aslında kötü sonuçlar doğuran tutumlara sahibiz. Aman üzülmesin diye attığımız çoğu adım ne yazık ki onları sorumluluktan uzaklaştıran adımlara dönüşüyor. Beklesek değişir mi, kendi kendine işler yoluna girer mi diye hiç düşünmeyin! Çünkü çocuklarımıza sorumluluk almaları için gerekli aile ortamını hazırlamak da biz ebeveynlerin temel sorumluluğudur.
Çocuğun sorumluluk bilincinin gelişmesinde aile ortamının yapısı, sabırlı, kararlı ve tutarlı bir tutum ve aile üyelerinin birbirleri ile olan iletişimi önemli bir rol oynuyor. Bu doğrultuda çocuklarımıza nasıl yardımcı olalım?
Doğru bir rol model çocuğun tüm yaşamı için oldukça önemli. Çünkü çocuklar görerek öğrenirler. Biz kendimize, ailemize ve çevremize karşı sorumluluklarımızı yerine getirmeye özen gösterdiğimizde çocuk bu mesajı doğrudan alır ve herhangi bir bildirime ihtiyaç duymadan bizim gibi davranmaya başlar.
Çocuğun sorumluluklarını algılama biçimi de önemlidir. Bir görev gibi görürse sorumluluklarını motivasyonu düşebilir. Bunun yerine onlara seçim hakkı tanıyıp davranışlarının da kendi seçimi olmasını sağlarsak iç motivasyonları yükselir ve sorumluluklarını yerine getirmekte zorlanmazlar.
Öz bakım becerilerini geliştirme konusunda çocuklarımızı desteklemeliyiz. Giyinmek, yemek yemek, tuvalet temizliğini yapmak, duş almak gibi becerileri çocuğun kontrolüne bıraktığımızda çocuk kendisini ve ihtiyaçlarını daha iyi tanır. Bu da yerine getirdiği ve getirmediği her davranışın sorumluluğunu alması gerektiğini ona gösterir.
Kendi davranışlarının kendisini ve diğer insanları nasıl etkilediğini bilmesi için çocuğunuzu davranışlarının sonuçları ile yüzleştirin. Bu onun yaşadığı durumları farklı bakış açıları ile değerlendirmesini sağlar.
Ev yaşamına çocukları dahil edin. Onun tek sorumluluğu odasını toplamak ya da okula gitmek olmamalıdır. Ev yaşantısında alacağı küçük roller kendisini daha değerli hissetmesini sağlar.
Karşılaştıkları problemlere çözüm üretmeden önce onlara düşünmeleri için fırsat tanıyalım. Zorluklar karşısında “yapabilirim” inancının gelişmesi için problem çözme becerilerinin gelişmesine destek olmalıyız.
Aile yaşantınızdaki kurallarınızda net ve tutarlı olmaya özen gösterin. Aynı zamanda kuralların mantıklı gerekçelerini de çocuklarınızla paylaşın ki demokratik bir aile ortamınız oluşsun.
Kurallara uymadığı takdirde ne ile karşılaşacağını belirleyip çocuğunuzla paylaşın. Örneğin; yemeğini yemeyen çocuğunuzu ona çikolata vermeyerek cezalandırmak yerine, ona acıktığı zaman yemeğini kendisinin hazırlamasını ya da bir sonraki yemek saatini beklemesini söyleyebilirsiniz. Bu sayede onu davranışının sonucu ile yüzleştirmiş olursunuz.
Evde kitap okumak, diş fırçalamak, cumartesi günlerini anne/baba—çocuk günü olarak değerlendirmek gibi rutinlerinizin olması da önemlidir. Rutinler hem ilişkilerinizi sağlamlaştırır hem de çocuğun sorumluluklarını tanımasına yardımcı olur.
Unutmayalım ki, çocuklar tüm bu saydıklarımızı tek seferde yapamayacaklar. Bazen defalarca tekrar etmek zorunda kalacağız. Bu onların anlamadığını ya da inatlaştığını göstermez o beceriyi kazanmak için zamana ihtiyacı olduğunu gösterir. Çabalarını takdir edip sabırla duygularımızı onlarla paylaşalım ki onlar da bir sonraki davranış için kendi motivasyonlarını oluştursunlar.

