Özbenlik: Kim Olduğumuzdan Önce Kim Olmamız Gerektiğini Öğrendiğimiz Yer

Özbenlik Nasıl Zedelenir?
Çocuklukta sevgi, onay ve güven koşullara bağlandığında özbenlik geri çekilir. “Böyleolursan sevilirsin”, “Üzülme, güçlü ol”, “Bunu istemen bencilce” gibi mesajlar, çocuğun içsel deneyimini değersizleştirir. Çocuk hayatta kalmak için gerçek benliğini değil, kabul gören benliğini öne çıkarır.
Bu süreçte kişi, kendi ihtiyaçlarını fark etmekte zorlanabilir. Ne istediğini değil, neyin beklendiğini bilir. Duygularını yaşamak yerine düzenler, bastırır ya da erteler. Zamanla
özbenlik, sessizleşir. Tamamen kaybolmaz ama geri planda kalır.Yetişkinlikte ortaya çıkan “boşluk”, “kim olduğumu bilmiyorum” ya da “her şey var ama bir şey eksik” hissi çoğu zaman bu erken uyumun sonucudur.
Özbenlik ile Sahte Benlik Arasındaki İnce Çizgi
Özbenlik, kişinin içsel pusulasıdır. Sahte benlik ise çevreye uyum sağlamak için geliştirilen stratejilerden oluşur. Sorun, sahte benliğin varlığı değil; onun tek seçenek
hâline gelmesidir. Sahte benlik devredeyken kişi ilişkilerde tükenir. Çünkü sürekli bir rol vardır. Güçlü olmak, anlayışlı olmak, idare etmek... Bu roller işe yarar ama beslemez. Özbenlik ise enerji verir. Kişi kendisi olabildiği yerde rahatlar, gevşer ve daha canlı hisseder. Özbenliğin bastırıldığı ilişkilerde kişi, sevilse bile tatmin olmaz. Çünkü sevilen şey kendisi değil, sunduğu roldür.
Terapi Sürecinde Özbenlikle Temas
Terapi, özbenliğin yeniden davet edildiği bir alandır. Danışan ilk kez “bunu hissetmen normal”, “burada düzeltmene gerek yok” gibi cümlelerle karşılaştığında, içsel bir hareket
başlar. Çünkü özbenlik, performans değil; varoluş ister. Bu süreçte kişi, bastırdığı duygularla yeniden temas eder. Öfke, kırgınlık, istek, ihtiyaç... Hepsi yavaş yavaş görünür olur. Amaç geçmişi suçlamak değil; bugünde daha bütün birbenlik inşa edebilmektir.
Özbenlikle temas arttıkça kişi, sınır koymayı öğrenir. Çünkü sınır, özbenliğin dış dünyayla kurduğu sağlıklı temastır.
Özbenliğe Dönüş Neyi Değiştirir?
Özbenliğe yaklaşan birey, hayatındaki seçimleri başkalarının beklentilerine göre değil, kendi değerlerine göre yapmaya başlar. Bu her zaman kolay değildir. Çünkü özbenlik, bazen kaybetme riskini de beraberinde getirir. Ancak bu dönüşümle birlikte kişi, daha az ama daha gerçek ilişkiler kurur. “Beni böyle kabul eder mi?” sorusunun yerini “Ben bu ilişkide kendim miyim?” sorusu alır. İçsel tutarlılık arttıkça kaygı azalır. Özbenlik güçlendikçe, kişinin kendisiyle olan ilişkisi de yumuşar. Kendine yabancılaşma yerini tanıdıklığa bırakır.
Özbenlik, bulunması gereken bir şey değil; hatırlanması gereken bir hâlidir. İnsan çoğu zaman kaybolmaz, sadece kendisinden uzaklaşır. Ve her dönüş, dışarıda değil; içeride başlar. Kendiniz olabildiğiniz yer, en güvenli yerinizdir. Çünkü orada açıklamaya, kanıtlamaya ya da küçülmeye gerek yoktur.
HAZIRLAYAN
Uzman Psikolog Mustafa Cem Oğuz
Psikolog Cansu Hatice Karcıoğlu




