Doktorsitesi.com

Mutlu olabiliriz ama nasıl

Psk. Dan. Serhat Yabancı
Psk. Dan. Serhat Yabancı
28 Ocak 20101878 görüntülenme
Randevu Al
Mutlu olabiliriz ama nasıl
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Mutluluk Bir Varış Noktası Değil, Bir Bakış Açısıdır

Mutluluğun yolları yüzyıllardır deneme-yanılma yöntemleri, tecrübeler, eğitimler ve terapiler aracılığıyla aranmaktadır. Ancak ilginç bir şekilde, mutluluğu ararken çoğu zaman mutsuzluğun yollarını keşfederiz. Hayat, temelinde nasıl düşünülüyor ve hissediliyorsa öyle yaşanır. Aynı olayı tecrübe eden iki kişinin farklı duygular hissetmesi, mutluluğun aslında bir bakış açısı ve hissediş biçimi olduğunu kanıtlar. Bu bakış açısı bazen yüzeysel bir tercih, bazen de kemikleşmiş bir zihinsel süreç veya geliştirilmiş bir çözüm yoludur.

Mutluluk, sadece belirli durumlara özgü lokal bir duygu değildir; hayat bir bütünse mutluluk da bir bütündür. Ancak pratikte mutluluğa bu bütünsel pencereden bakmakta zorlanabiliyoruz.

Her An Mutlu Olma Yanılgısı

Günümüzün en büyük problemlerinden biri, her an mutlu olma zorunluluğu hissetmemizdir. Mutsuzluğa, keyifsizliğe veya işlerin ters gitmesine karşı tahammülümüz kalmamış durumdadır. Oysa her an mutlu olamayacağımızı kabul etmek, duygusal dengenin ilk adımıdır. Bu kabul, günlük olumsuzlukları yaşamın doğal bir parçası olarak görmemizi sağlar; üzülmek yerine çözüm odaklı kalmamıza yardımcı olur.

Sürekli mutluluk hali, hayatın anlamsızlaşmasına ve doyumsunluğa yol açar. Zamanla rutinleşen mutluluk etkinlikleri, eskisi kadar keyif vermemeye başlar. Mutluluk, bireyin kısa ve uzun vadeli hedeflerine ulaşma düzeyiyken, aynı zamanda kişiden kişiye değişen öznel bir kavramdır.

Acı ve Kaygının Yaşamdaki Rolü

Hayatınızda acı varsa, bu durum acı çekecek kadar değerli şeylere sahip olduğunuzun ve sizin de bir birey olarak önemli olduğunuzun göstergesidir. Acı, hayata bağlanmanın ve var olmanın bir kanıtıdır. Hiçbir kaybın veya bitişin size acı vermediğini düşünün; bu, hayatta hiçbir şeye sahip olmadığınız anlamına gelirdi.

Türkiye'de en yaygın iki psikolojik durum olan kaygı ve depresyon, olaylardan ziyade bizim olaylara yüklediğimiz anlamlardan beslenir. Kaygıyı analiz etmek için kendinize şu soruları sormalısınız:

  • Başka biri bu olayı benim gibi mi yorumlardı?
  • Bu durumu yaşayan bir arkadaşıma ne önerirdim?
  • Olabilecek en kötü senaryo nedir?
  • Kaygılarımın gerçekleşeceğine dair somut bir kanıt var mı?
  • Bu bir gerçeklik mi yoksa sadece bir ihtimal mi?

Kaygının temelinde olayı büyütmek ve kendi baş etme gücünü küçültmek yatar. Duyguları kanıt saymak, mutsuzluğun temel nedenidir.

Evlilikte Doğru Bilinen Yanlışlar

Birçok mutsuz evliliğin temelinde, evliliği bir "tedavi aracı" olarak görme düşüncesi yatar. Evlenince tüm ekonomik, sosyal ve ruhsal sorunların biteceğine inanmak büyük bir yanılgıdır. Evlilik bir tedavi yöntemi değil, tedavi sonrası alınması gereken bir karardır. Doğru evlilik yoktur; doğru yürütülen bir evlilik vardır.

KavramAçıklama
Flört SüreciPartneri tanımak ve söylem-eylem tutarlılığını gözlemlemek içindir.
Aşk ve KararAşırı tutku gerçekleri görmeyi engelleyebilir; mantıklı analiz değerlidir.
Benzerlik vs. DenklikAynı müziği sevmek benzerliktir; hayata bakış ve statü uyumu denkliktir.

Zihinsel Süreçler ve Mutluluk Stratejileri

Mutsuzluğu yönetmek ve daha kaliteli bir yaşam sürmek için belirli zihinsel dönüşümler gereklidir:

1. Bakış Açısı Tedavisi

Hayat her gün çekilen bir piyango gibidir; içinden hastalık da çıkabilir, kazanç da. Yaşadıklarımızı sadece kendi başımıza gelmiş gibi yorumlayıp kendimizi suçlamak, mutsuzluğu kronikleştirir. Olayları kişiselleştirmeden, hayatın genel akışı içinde değerlendirmek gerekir.

2. Gerçeklik ve Hipotez Ayrımı

"Beni sevmiyor, kesin terk edecek" gibi kanıtsız senaryolar, ilişkiyi üç parçaya böler: Siz, partneriniz ve yarattığınız senaryo. Kendi yazdığınız senaryoya inanmak, partnerinize zorla rol biçmenize ve ilişkinin bozulmasına neden olur.

3. Genelleme Hatasından Kaçınmak

Einstein'ın dediği gibi: "Aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek deliliktir." Geçmişteki olumsuzlukların tekrarlanacağı korkusu, yeni adımlar atmanızı engeller. Eğer sürekli aynı sorunları yaşıyorsanız, yaklaşımınızı ve nedenleri değiştirmeniz gerekir.

4. Çaresizlik Hissiyle Mücadele

Hayatta çaresiz insan yoktur, sadece ne yapacağını bilmeyen veya cesareti olmayan insan vardır. Çaresizlikten kurtulmak için bir yol haritası çizilmeli, engeller kabullenilmeli ve gerekirse profesyonel destek alınmalıdır.

Hareket Etmenin ve Sürece Odaklanmanın Gücü

İnsan organizması hareket etmek üzere kurgulanmıştır. Hareket etmeyen insan, az iş yapsa bile daha çabuk yorulur ve sorumluluklardan kaçar. Freud'un belirttiği gibi: "Mutlu olmak istiyorsan çalış ve sev." Çalışmak (üretmek), serotonin salgılanmasını sağlar ve bireyin "işe yarıyorum" algısını güçlendirerek öz saygısını artırır.

Son olarak, sonuca değil sürece odaklanmak hayati önem taşır. Sadece sonuca odaklanan kişiler şu sorunları yaşar:

  • Sürekli kaygı ve belirsizlik hissi
  • Anın tadını çıkaramama
  • Özgüven eksikliği ve kaybetme korkusu

Eğer cümleleriniz sürekli "ya ... olursa" veya "... olsaydı" ile bitiyorsa, bu düşüncelerin gerçek değil, sadece zihninizin ürettiği varsayımlar olduğunu fark etmelisiniz.

Etiketler

EvlilikAcıMutlulukBakış açısı

Yazar Hakkında

Psk. Dan. Serhat Yabancı

Psk. Dan. Serhat Yabancı

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.