Kalp krizi

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Kalp Krizi Nedir ve Nasıl Oluşur?
Kalp krizi (miyokard infarktüsü), kalbi besleyen koroner damarların tıkanması sonucu, bu damarların kan taşıdığı kalp kası bölgesinde doku ölümü gerçekleşmesi durumudur. Bir kalp krizinin meydana gelmesi için öncelikle kalbi besleyen damarlarda belirli bir darlık oluşması ve bu darlığın ilerleyerek kan akışını tamamen kesecek seviyeye ulaşması gerekir.
Damarların tıkanmasına neden olan temel süreç damar sertliği (ateroskleroz) olarak adlandırılır. Bu durum genellikle yıllar içinde sinsice ilerler. Damarları zaten daralmış olan bir kişide; aşırı susuzluk, yüksek sıcaklık, hafif stres veya ağır bir yemek, damarlarda büzülmeye yol açarak kalp krizini tetikleyebilir.
Damar Sertliği ve Kalp Krizi Risk Faktörleri
Damar sertliği, belirli risk faktörlerinin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Sağlıklı bir bireyde sadece sıcak hava veya stres tek başına kalp krizine yol açmaz; ancak aşağıdaki risk faktörlerine sahip kişilerde bu etkenler tetikleyici rol oynar:
- Sigara kullanımı ve tütün mamulleri
- Yüksek kolesterol (kan yağlarının yüksekliği)
- Hipertansiyon (yüksek tansiyon)
- Şeker hastalığı (diyabet)
- Ailede kalp hastalığı öyküsü
- Obezite (şişmanlık) ve stres
- Yaş (40 yaş üstü), erkek cinsiyeti ve menopoz dönemi
- A tipi kişilik yapısı
Kalp Krizinin İlk Belirtileri ve Acil Müdahale
Kalp krizinin en belirgin ve ilk işareti şiddetli göğüs ağrısıdır. Göğüs ağrısı hissedildiği anda kişi fiziksel aktiviteyi durdurmalı, hemen uzanmalı ve dinlenmeye geçmelidir. Bu aşamada ağrının kaynağını sorgulamak yerine vakit kaybetmeden profesyonel tıbbi yardım çağrılmalıdır.
Acil durumlarda çevredeki rastgele hekim uygulamaları yerine, tam donanımlı 112 acil servis ekiplerine başvurulması hayati önem taşır. Gelişmiş ülkelerde standart uygulama, sadece bu konuda uzmanlaşmış yeniden canlandırma ekiplerinin müdahale etmesi üzerinedir. Ülkemizde de 112 uygulaması bu anlamda başarılı bir örnektir ve desteklenmelidir.
Kalp Krizinde Ölüm Oranları ve Erken Tanının Önemi
Kalp krizinde en kritik süreç ilk 24 saattir. İstatistiksel veriler, kriz anında müdahalenin ne kadar hayati olduğunu göstermektedir:
| Durum | Ölüm Oranı (Tahmini) |
|---|---|
| Hastaneye ulaşana kadar | %20 - %30 |
| Hastaneye ulaştıktan sonra | %10 - %20 |
| İlk 24 saatteki toplam risk | %30 - %50 |
Bu veriler ışığında asıl hedef, kriz anını yönetmekten ziyade krizin oluşmasını engellemektir. Risk faktörü taşıyan bireylerin ihmal etmeden kalp muayenesi yaptırmaları gerekir. Teşhis aşamasında sadece istirahat EKG'si yeterli olmayabilir; eforlu EKG (treadmill testi) yapılması hayati önem taşır.
Defibrilatör Kullanımı ve Kalp Durması Şekilleri
Kalp durması iki şekilde gerçekleşir: Kalbin tamamen hareketsiz kalması (standstill) veya kalbin düzensiz ve verimsiz bir şekilde titreşmesi (fibrilasyon). Kalbin fibrilasyon halinde olduğu saptandığında, defibrilatör cihazı ile elektrik şoku verilerek kalbin normal ritmine dönmesi sağlanır.
Bu nedenle havaalanları, tren istasyonları, uçaklar ve büyük oteller gibi kalabalık alanlarda defibrilatör bulundurulması, yeniden canlandırma işleminde hız kazandıran kritik bir unsurdur. Unutulmamalıdır ki; sağlıklı bireylerde ağır antrenmanlar kalp krizine yol açmaz; kriz ancak önceden var olan bir damar hastalığı zemininde tetiklenir.





