Doktorsitesi.com

Kalp krizi

Prof. Dr. Öztekin Oto
Prof. Dr. Öztekin Oto
22 Temmuz 20082179 görüntülenme
Randevu Al
Kalp  krizi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kalp Krizi Nedir ve Nasıl Oluşur?

Kalp krizi (miyokard infarktüsü), kalbi besleyen koroner damarların tıkanması sonucu, bu damarların kan taşıdığı kalp kası bölgesinde doku ölümü gerçekleşmesi durumudur. Bir kalp krizinin meydana gelmesi için öncelikle kalbi besleyen damarlarda belirli bir darlık oluşması ve bu darlığın ilerleyerek kan akışını tamamen kesecek seviyeye ulaşması gerekir.

Damarların tıkanmasına neden olan temel süreç damar sertliği (ateroskleroz) olarak adlandırılır. Bu durum genellikle yıllar içinde sinsice ilerler. Damarları zaten daralmış olan bir kişide; aşırı susuzluk, yüksek sıcaklık, hafif stres veya ağır bir yemek, damarlarda büzülmeye yol açarak kalp krizini tetikleyebilir.

Damar Sertliği ve Kalp Krizi Risk Faktörleri

Damar sertliği, belirli risk faktörlerinin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Sağlıklı bir bireyde sadece sıcak hava veya stres tek başına kalp krizine yol açmaz; ancak aşağıdaki risk faktörlerine sahip kişilerde bu etkenler tetikleyici rol oynar:

  • Sigara kullanımı ve tütün mamulleri
  • Yüksek kolesterol (kan yağlarının yüksekliği)
  • Hipertansiyon (yüksek tansiyon)
  • Şeker hastalığı (diyabet)
  • Ailede kalp hastalığı öyküsü
  • Obezite (şişmanlık) ve stres
  • Yaş (40 yaş üstü), erkek cinsiyeti ve menopoz dönemi
  • A tipi kişilik yapısı

Kalp Krizinin İlk Belirtileri ve Acil Müdahale

Kalp krizinin en belirgin ve ilk işareti şiddetli göğüs ağrısıdır. Göğüs ağrısı hissedildiği anda kişi fiziksel aktiviteyi durdurmalı, hemen uzanmalı ve dinlenmeye geçmelidir. Bu aşamada ağrının kaynağını sorgulamak yerine vakit kaybetmeden profesyonel tıbbi yardım çağrılmalıdır.

Acil durumlarda çevredeki rastgele hekim uygulamaları yerine, tam donanımlı 112 acil servis ekiplerine başvurulması hayati önem taşır. Gelişmiş ülkelerde standart uygulama, sadece bu konuda uzmanlaşmış yeniden canlandırma ekiplerinin müdahale etmesi üzerinedir. Ülkemizde de 112 uygulaması bu anlamda başarılı bir örnektir ve desteklenmelidir.

Kalp Krizinde Ölüm Oranları ve Erken Tanının Önemi

Kalp krizinde en kritik süreç ilk 24 saattir. İstatistiksel veriler, kriz anında müdahalenin ne kadar hayati olduğunu göstermektedir:

DurumÖlüm Oranı (Tahmini)
Hastaneye ulaşana kadar%20 - %30
Hastaneye ulaştıktan sonra%10 - %20
İlk 24 saatteki toplam risk%30 - %50

Bu veriler ışığında asıl hedef, kriz anını yönetmekten ziyade krizin oluşmasını engellemektir. Risk faktörü taşıyan bireylerin ihmal etmeden kalp muayenesi yaptırmaları gerekir. Teşhis aşamasında sadece istirahat EKG'si yeterli olmayabilir; eforlu EKG (treadmill testi) yapılması hayati önem taşır.

Defibrilatör Kullanımı ve Kalp Durması Şekilleri

Kalp durması iki şekilde gerçekleşir: Kalbin tamamen hareketsiz kalması (standstill) veya kalbin düzensiz ve verimsiz bir şekilde titreşmesi (fibrilasyon). Kalbin fibrilasyon halinde olduğu saptandığında, defibrilatör cihazı ile elektrik şoku verilerek kalbin normal ritmine dönmesi sağlanır.

Bu nedenle havaalanları, tren istasyonları, uçaklar ve büyük oteller gibi kalabalık alanlarda defibrilatör bulundurulması, yeniden canlandırma işleminde hız kazandıran kritik bir unsurdur. Unutulmamalıdır ki; sağlıklı bireylerde ağır antrenmanlar kalp krizine yol açmaz; kriz ancak önceden var olan bir damar hastalığı zemininde tetiklenir.

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Öztekin Oto

Prof. Dr. Öztekin Oto

Prof. Dr. Öztekin OTO, 14 Şubat 1957 tarihinde İzmir - Balçova'da doğmuştur. Tıp eğitimini 1974-1980 yılları arasında Hacettepe Tıp Fakültesi'nde tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise Hacettepe Üniversitesi'nde 1980-1984 yılları arasında Pediyatrik Göğüs ve Kalp Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı'nda, 1984-1986 yılları arasında da Göğüs ve Kalp Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı'nda yapmıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.