Doktorsitesi.com

İlişkilerin boşluğu - boşlukla ilişki

Dr. Öğr. Üyesi Engin Eker
Dr. Öğr. Üyesi Engin Eker
23 Eylül 2009859 görüntülenme
Randevu Al
İlişkilerin boşluğu - boşlukla ilişki
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

İnsan Ruhundaki Boşluk ve Varoluşsal Arayış

Boşluk, tasarım açısından tahammül edilmesi güç bir kavramdır; bir nevi yokluğu temsil eder. Bir varlığın dış kabuğu olsa dahi içi boş olabilir; yani boşluk illaki gözle görülemeyen veya algılanamayan bir formda olmak zorunda değildir. Ancak konu ruhsal aygıttaki boşluk ve yokluk hissine geldiğinde, insanoğlu kelimelere dökemediği ağır bir duygu yükü altında ezilir.

İnsanoğlunun dünyaya gelişiyle birlikte deneyimlediği ilk boşluk, doğumdan sonra anne karnında bıraktığı boşluktur. Bu alan bize aittir ve bir başkası o boşluğa yerleştiğinde, bu kişi kardeşimiz bile olsa haset etmemek neredeyse imkansızdır. Anne karnı; sıcaklığı, haz dolu yapısı ve amniyon sıvısı içindeki dolaysız iletişimiyle yeryüzündeki asıl kayıp cennet olarak nitelendirilir. Amniyon kesesi içinde korunmak ve var oluşun tek amacı olan o huzuru hissetmek, insan ruhunun temelini oluşturur.

Ruhun Bedene Oturması ve İkili İlişkiler

İnsan, özünde içi boş bir kalıptır ve bu boşluğu ruhuyla doldurmak ister. Ruhun bedene tam olarak oturması, hayatın içimizden geçip giderken yarattığı sarsıntılara ve sürtünmelere karşı dayanma gücümüzü artırır. İnsanoğlunun doğumla kaybettiği o sıkı ilişkiyi hayat boyunca arama çabası, ikili ilişkilerin en temel dinamiğidir.

Âşık çiftlerin temel motivasyonlarını şu şekilde özetleyebiliriz:

  • Bir Olma Arzusu: Legolar gibi iç içe geçerek bütünleşme isteği.
  • İmge Yüceltme: Partnerin imgesini yücelterek kendi boşluğunu tamamlama çabası.
  • Bütünlenme: Kendi boş beden kalıbını ötekiyle doldurma ihtiyacı.

İlişkilerde Çatışma ve "Çocuk" Bir Kurtarıcı mı?

Aşkın ilk evresindeki hormonel yük ve şişirilmiş imgeler, zamanla yerini gerçekliğin keskin kavislerine bırakır. İlişkideki çatışmalar arttıkça, sahte çabalarla kapatılamayan gedikler ortaya çıkar. Geleneksel yapıların güçlü olduğu toplumlarda, bitemeyen ilişkilerdeki bu derin oyukları kapatmak için genellikle çocuk yapma yoluna gidilir.

İlişki DurumuÇocuğun Rolü
Olgun İlişkilerSevginin ve ortak yaşamın bir meyvesidir.
Sorunlu İlişkilerBoşlukları kapatan bir perde görevi görür.
Geleneksel Yapılarİlişkiyi ayakta tutan bir telafi mekanizmasıdır.

Bir Misyon Olarak Çocuk ve Varoluşsal Perdeler

Boşluklar içinde sarsılan bir ilişkide bebek, yeni ve biricik bir varlık olmaktan ziyade bir misyonu yerine getirmek için dünyaya gelir. Bu bebekler, anne ve babanın görmeye dayanamadığı ruhsal boşlukları kapatan bir perde olurlar. Kendi varoluşsal sancılarının yanı sıra ebeveynlerinin yaralarına da merhem olmaya çalışırlar.

Bu süreçte çocuk, ebeveynlerinden boşluklardan kaçmayı ve perdelerden korkmayı öğrenir. Aslında kendisi bizzat o perdenin kendisidir; görmemek ve göstermemek için oradadır. Ancak her perdenin iç yüzü gibi, o da gerçeğe tanıklıktan dolayı her şeyi bilir.

Sonuç: Sahte Gardlar ve Gerçek Boşluklar

Günümüzde ilişkiler, perdelerin karşılıklı çekildiği ve yaraların gizlendiği sahte bir tragedyaya dönüşmüş durumdadır. İnsanlar birbirine yaklaşamadan, savunmasız kalma korkusuyla (paranoya gölgesinde) bir "ilişiklik" hali yaşarlar. Bu durum, ruhsal aygıtı değil, sadece dış dünyadaki gözleri doyuran şişkin bir araya gelişlerden ibarettir.

Doğa boşluğu sevmese de, boşluğun olması normaldir. Asıl önemli olan, bu boşluğun neyle doldurulduğudur. Bu satırlar dahi, yazarın kendi içindeki boşluğa kelimelerden ördüğü bir perdedir.

Etiketler

İlişkiİnsanRuhBoşlukYokluk

Yazar Hakkında

Dr. Öğr. Üyesi Engin Eker

Dr. Öğr. Üyesi Engin Eker

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.