Doktorsitesi.com

Estetik yüz gençleştirme ve hücre enjeksiyonları

Prof. Dr. Ahmet Karacalar
Prof. Dr. Ahmet Karacalar
28 Haziran 2010974 görüntülenme
Randevu Al
Estetik yüz gençleştirme ve hücre enjeksiyonları
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kök Hücre ve Yağ Hücresi Enjeksiyonu ile Gençleşme

Günümüzde gençleşmenin ve yaşlanma sürecini durdurmanın en fizyolojik yolu, kök hücreden zengin yağ hücresi (adiposit) ve kollajen üreten hücre (fibroblast) enjeksiyonlarıdır. Bilimsel çalışmalar, kök hücrelerin sahip olduğu potansiyeli ve bu hücrelerin tıp dünyasındaki önemini net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu özel hücreler, insan bedenindeki tüm dokulara dönüşebilme yeteneği olan plastisite özelliğine sahiptir.

Kök hücreler, kendilerini sonsuz şekilde klonlayabilme yetenekleri sayesinde bir bakıma ölümsüz kabul edilirler. Henüz sınırları tam olarak belirlenmemiş olsa da, kök hücreden zengin yağ hücresi enjeksiyonları, yaşlanmayı geciktiren uygulamaların en başında yer almaktadır.

Yağ Dokusunun Kök Hücre Potansiyeli

Son araştırmalar, erişkin kök hücrelerin insan bedeninde en yoğun bulunduğu bölgenin yağ dokusu olduğunu kanıtlamıştır. Yağ dokusu, aynı miktardaki kemik iliğine oranla 1000 kat daha fazla kök hücre barındırmaktadır. Bu bulgular, yağ hücrelerinin estetik ve onarıcı tıp açısından ne kadar değerli olduğunu göstermektedir.

Kalıcılık ve Etki Süresi

Toplumda yağ enjeksiyonlarının kalıcı olmadığına veya yüzü aşırı şişirdiğine dair yanlış bir algı bulunmaktadır. Ancak kök hücreden zengin yağ hücresi enjeksiyonları için bu genellemeler geçerli değildir. Doğru teknikle uygulandığında bu yöntemde:

  • %90 oranında kalıcılık sağlanmaktadır.
  • Etki süresi ortalama 5 ile 7 yıl arasında değişmektedir.

Doğru Teknik ve Uygulama Alanları

Doğru uygulama tekniği, yüzün bozulmuş geometrisini düzelterek yüzü yeniden şekillendirir ve yapısal destek sağlar. İşlem sırasında kişinin kendi kök hücreden zengin yağ hücreleri hassas bir şekilde alınır. Bu hücreler, ihtiyaç duyulan bölgeler başta olmak üzere tüm yüze bal peteği tarzında enjekte edilmelidir.

35 yaşını geçen her bireyin, hem koruyucu hem de tedavi edici amaçla bu enjeksiyonları yaptırması tavsiye edilmektedir. Bu yöntem, modern gençleştirme yaklaşımlarından biri olan volumetrik enjeksiyon için en uygun doku kaynağıdır.

Yaşlanma Belirtileri ve Hacim Kaybı

Yüz ve bedendeki yaşlanma belirtilerinin temel nedeni, dokulardaki hacim kaybı ve mevcut hacmin yer değiştirmesidir. Yaş ilerledikçe deri, deri altı dokusu, yağ dokusu, kaslar ve hatta kemik yapısı hacim kaybeder. Bu durumun sonuçları şunlardır:

BölgeHacim Kaybı Sonucu Oluşan Değişim
DeriBollaşma, katlanma ve kırışıklıklar
Meme DokusuBoşalma ve sarkma
KalçaDolgunluk kaybı ve yalancı selülit görünümü
El SırtıTendonların ve damarların belirginleşmesi
KaşlarYerçekimine karşı koyamama ve düşme

Fibroblast Nakli ve Hücresel Onarım

Kök hücre uygulamalarının yanı sıra, kollajen üreten fibroblast nakli de gençleşme sürecinde kritik rol oynar. Bu yöntemde kişiden alınan hücreler, GMP onaylı laboratuvarlarda çoğaltılarak enjeksiyon yoluyla geri verilir. Kök hücreden zengin yağ hücreleri sayesinde hem yüz hem de beden üzerinde bütünsel bir volumetrik gençleşme sağlanması mümkündür.

Etiketler

EstetikGençleşmeYaşlanma belirtileriHücre enjeksiyonuFibroblast nakliYuzu genclestirilir

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Ahmet Karacalar

Prof. Dr. Ahmet Karacalar

Prof. Dr. Ahmet Karacalar, estetik, plastik ve rekonstrüktif cerrahi alanında bilimsel derinliği sanatsal bakış açısıyla birleştiren, ulusal ve uluslararası alanda saygınlığıyla öne çıkan seçkin bir hekimdir; Ege Üniversitesi ve Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde edindiği güçlü akademik altyapıyı Hollanda ve İngiltere’deki ileri düzey eğitimlerle taçlandırarak modern estetik cerrahinin öncülerinden biri hâline gelmiş, özellikle yüz gençleştirme, vücut şekillendirme, lipödem cerrahisi, superdry liposuction teknikleri ve rekonstrüktif cerrahi uygulamalarında geliştirdiği yenilikçi yaklaşımlarla binlerce hastanın yaşam kalitesini yükseltmiştir. 25 yılı aşkın mesleki deneyimi boyunca estetik cerrahiyi yalnızca fiziksel bir dönüşüm olarak değil, bireyin psikolojisini, özgüvenini ve yaşam enerjisini yeniden yapılandıran bütüncül bir süreç olarak ele alan Prof. Dr. Ahmet Karacalar; çok sayıda uluslararası bilimsel makale, klinik araştırma ve akademik çalışmanın birinci yazarı olmasının yanı sıra “Lipödem: Evrimsel Bir Uyumsuzluk”, “Estetik Cerrahi ve Külkedisi Masalı” ile “Amazonlar ve Anaerkinin Çığlığı” gibi ses getiren kitaplarıyla estetik cerrahiyi tıp, felsefe ve sanat perspektifiyle harmanlayan özgün bir vizyon ortaya koymaktadır. İstanbul’da hastalarına kişiye özel estetik çözümler sunan Prof. Dr. Ahmet Karacalar, doğal görünümü, fonksiyonel mükemmeliyeti ve etik hekimlik anlayışını merkeze alarak estetik cerrahide güven, kalite ve sürdürülebilir memnuniyetin simgesi olmaya devam etmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.