Doktorsitesi.com

ERKEK ADAM AĞLAMAZ MI?

Psk. Dan. Kemal Tuncer
Psk. Dan. Kemal Tuncer
28 Haziran 2019117 görüntülenme
Randevu Al
ERKEK ADAM AĞLAMAZ MI?

Erkek olmak zor zanaat vesselam. Daha ilk çocukluk döneminde yüklenilen ''Erkek adam ağlamaz’ ‘klişesi yüzünden çoğumuzun hayatı daha stresli, daha huzursuz bir hal almıştır. Hatta ilk çağlardan beri yerleşmiş olan-kadın talep etmese dahi-kollama, koruma, sahip çıkma, eşi için bir şeyler yapma içgüdüsü birçok hemcinsimi ezip geçen bir olgu halini almıştır. Çünkü bu yük çoğu zaman bize fazla ve ağır gelmektedir.  Ama serde ''erkeklik’ ‘olunca kimse de ben yapamıyorum diyememekte, herkes ya kaçmakta, kaçınmakta ya da saldırganlaşıp agresifleşmektedir. Peki, gerçekten erkek adam ağlamaz mı? Erkekler bir konuda bilgi vermediklerinde, cümleleri yarım bıraktıklarında ya da bir şeyi kaçamak bir şekilde ifade ettiklerinde büyük olasılıkla utançtan kaçmaya çalışıyorlardır.  Utanç, bilinçli olarak yaşanıyor ve bu konuda konuşabilmenin bir yolunu buluyorsak sorun yoktur. Sorun genelde utandıklarının farkında olmadıkları zaman vardır. Erkekler farkında olmadıkları utanç duygusunu eşlerine yansıtırlar.

Kadınlarda ise aşırı bir utanç kapasitesi vardır. Sonuç olarak asıl sebep bilinmeden yıkıcı tartışmalar sarmalına giren ilişkiler ortaya çıkar. Kadınlar çaresiz kurbanlar gibi gözükse de bir süre sonra asıl kurban kişinin kendisi olur. Erkekler artık açılmaya daha fazla ihtiyaç duyuyorlar ama konuşma içerikleri eskisinden farklı değil, genelde duygulardan yoksun ifadeler kullanıyorlar. Erkeklerin yıkıcı bir olayla karşılaştıklarında tahammül edebilme yeteneklerinin kadınlara oranla daha fazla olmasının nedeni, ruhsal acıdan korkmaları ve ıstıraplarını felsefeye ya da etkinliklere dönüştürmeleridir. Bu, onlara bazı avantajlar sağlamaktadır. Örneğin, stres altında soğukkanlı ve net bir düşünme yeteneğine sahip olmak erkeklere iş hayatında pek çok avantaj getirir. Erkeklerin bir şey hissettikleri ender durumlarda onları dikkatle dinlemek gerekir. Erkekleri incelikle rahatlamaya davet edebilirsek taş duvarlar geçirgenleşir ve erkekler konuşmakla kalmaz, şair bile olurlar. 

Erkekler çocukluk dönemlerinde bir yandan annelerini tutkulu bir şekilde sever, diğer tarafta ise babası kardeşleri, televizyon ona sürekli "erkekler serttir, duygularını kontrol et ve kızlarla oynama" gibi mesajlar verir. Çocuk, annesinden uzaklaşırken annesinin verdiği kadınsılığı taşımaya devam eder. Ama erkeklerin dışsal ve içsel baskıları varlığını devam ettirir. Sonunda çocuk, annesinin verdiği kadınsılığı bilinçdışının dile getirilemeyen dünyasına gönderir. Bu, bilinçdışındaki kadınsılıkla baş etme biçimi, erkek gelişiminin merkezini oluşturmaktadır. Bu açıdan bakıldığında erkeklerin duygu yoksunluğu kendi kadınca arzularına karşı koruyucu bir panzehirdir Erkeklerin sorumluluklarından kurtulma isteği, bilinçsiz olarak sevinç göz yaşları da dahil gözyaşı dökmenin yasak olmadığı, anneyle birlikte duran o zamana dönme arzusunu temsil eder. Oysa erkekler başarılı olmalıdır ve sahnede olmayı sürdürmeleri beklenmektedir. Psikolojik iktidarsızlık, erkeğin erkeklik kalkanlarını indirip dinlenecek kadınca bir yer bulmak için duyduğu gizli arzuyu temsil eder.

Birçok evlilikte erkekler düşünür, kadınlar ise hisseder. Görüntüde çiftler birbirlerinden şikayet etseler de erkeğin sakin ve mantıklı kalmasını sağlayan şeyi kadının histerisidir. Onun asıl korktuğu şey, dışarıdaki değil, içindeki hisleridir.  Kadın ise "duyguları" olan bir eş istemesine rağmen aslında duygularla uğraşma işinden hoşnuttur. Onun istemediği şey, düşünmek, iş kararları vermek ve erkek işleri yapmaktır. Erkeğin hisseden, onaylayan; kadının ise düşünen, para kazanan, aileyi geçindiren figürleri üstlendiği çiftlerde erkek kadın bölünmesinden bahsederiz. Bu çiftin kadını, kendisini himaye edecek bir erkek istediğini erkeği ise daha duyarlı ve kabullenici bir kadın istediğinin belirtir. Ama sorun, doğru eşi bulmakla çözümlenmez. Çözüm, kişinin kendisinin doğru eş hâline dönüşmesidir. Erkekler, zarif, duyarlı gibi gözükmeseler de eylemleri ve bazı belirtiler aslında böyle davranmak istediklerini gösteriyor. Ama buna ancak kendi inisiyatifleri ile ararlarsa ulaşabilirler. Buna bir kadının doğrudan etkisi altındayken ulaşmaları beklenemez. Kadınların ikili ilişkilerinde yapması gereken ilk şey, erkeğin içine kadını yerleştirmek değil, onun erkekliğini kabul etmektir. Peki yüzyıllardır kadın için söylenen ve hala araştırılmaya devam edilen:) ''Kadınlar Ne İster?''sorusunu erkekler için sorarsak neler diyebiliriz. Şöyle özetleyelim;'Erkekler için eşlerinin güzel, seksi, cazibeli olması kadar güler yüzlü ve tatlı dilli olmasının ve kendisine ihtiyaç duyması da çok önemlidir. Erkeklerin içinde birer beyaz atlı prens vardır aslında. Her şeyden çok sevdiği kadını korumak ve gözetmek isterler. Yardım etmeye hazır bir halde bekleyen erkekler, kendilerine ihtiyaç duyulduğunu görmekten hoşlandıkları için eşlerinin dişi olmasını isterler. Aslında erkeklerin ideal kadın imajının belirleyicisi dişilikten, diğer bir deyişle, kadının dişilik özelliklerini kullanabilmesinden geçer. Kadının dişil enerjisini açığa çıkarabilmesi için sadece yatakta değil, günlük yaşamda, arkadaşları arasında, iş yerinde, markete giderken ve her zaman kadın olduğunu hissettirmesi gerekir. Ayrıca, erkekler eşlerinin kendilerine danışmasından, ihtiyaç duyduğunu görmekten ve onların isteklerini gerçekleştirmekten övünç duyarlar. Ancak bunun için de övgü dolu sözlere, desteklenmeye, kısacası pohpohlanmaya ve onurlandırılmaya ihtiyaçları vardır. Eşleri tarafından kusurlarının görülmesinden ve hatalarının yüzlerine vurulmasından hoşlanmazlar. Diğer bir değişle, iyi bir şey yaptıklarında, bunun hemen onu görülmesini ve övgü dolu sözlerle takdir edilmesini beklerler.Yani görüldüğü üzere çok şey de istemiyoruz aslında:).. Yazının başında da belirttiğim gibi erkek olmak zor zanaat. Ama kendini bilen, kendindeki eksikliklerin de, zayıflıkların da farkına varan ve bu hallerine rağmen kendisini destekleyen, onaylayan partneri olan bir erkek olmak da çok keyifli aynı zamanda.Ağlamayarak,duygularını dile getirmeyerek güçlü olunmayacağını,sevdiğine değer vererek,şefkat göstererek,koruyup kollayarak, sevgiyle sararak ve muhabbetle paylaşarak sağlıklı,doyumlu ilişkiler yaşayabileceğimizi unutmayalım sevgili erkekler..

Sevgilerimle...

Etiketler

İletişimErkeklerdeKişisel gelişim mi psikoterapi miÖzgüven nedirKişisel gelişimKişisel güvenÖzgüven kaybıÖzgüven problemleri

Yazar Hakkında

Psk. Dan. Kemal Tuncer

Psk. Dan. Kemal Tuncer

Psikolojik Danışman Kemal Tuncer İlk, orta ve lise eğitimimi Denizli ‘de tamamladı. 1993 yılında İstanbul Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik lisans programına başladı ve bu programı 1997 yılında tamamladı. 1997-1998 yılları arasında Çapa Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Ana Bilim Dalında stajını yaptı..1998-2000 yılları arasında İstanbul ‘da Bakırköy Psikolojik Danışmanlık Merkezinde Psikolojik Danışman olarak çalıştı.Yine aynı dönemde askerlik vazifesini Şırnak 6. Piyade Tugayı ‘nda asteğmen olarak tamamladı. Askerlik görevimde de mesleğimi icra etmeye devam etmiştir. 2000 yılında döndüğü memleketinde , 2000 yılından 2006 yılına kadar özel eğitim merkezinde eğitmen ve psikolojik danışman olarak görev yaptı. 2006 yılında kurduğu Özel Denizli Empati Danışmanlık şirketiyle de hem özel eğitim alanında hem de psikolojik danışmanlık alanında hizmet vermeye devam etmektedir.Denizli’de Albayrak Meydanı ‘ndaki özel eğitim ve rehabilitasyon merkezindeki kadrosuyla eğitim vermektedir. Yine Kınıklı ‘daki ofisinde çocuk, genç ve yetişkin danışanlarına psikolojik danışmanlık hizmeti vermeye devam etmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.