Doktorsitesi.com

Diş erüpsiyonu (sürmesi) ve fizyolojisi

Dt. Fatma Nur Kuyucu Çelik
Dt. Fatma Nur Kuyucu Çelik
23 Mayıs 20092925 görüntülenme
Randevu Al
Diş erüpsiyonu (sürmesi) ve fizyolojisi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Bebeklerde Diş Erüpsiyonu ve Meydana Gelen Fizyolojik Değişimler

Diş erüpsiyonu (diş çıkarma), bebeklik döneminde gerçekleşen tamamen fizyolojik bir olaydır. Bu süreçte diş eti epiteli ve bağ dokusunda bir dizi yapısal değişiklik meydana gelir. Dişin çıkış yolundaki kemik doku üzerine uygulanan basınç, bölgede kimyasal bir aktiviteyi tetikler; bu durum kemik, bağ doku ve epitelde yıkımların başlamasına neden olur.

Sürecin doğal bir parçası olarak ilgili bölgenin vaskülarizasyonu (damarlanması) artış gösterir. Damarlanmadaki bu artış, diş etlerinde belirgin bir ağrı ve kızarıklık oluşmasına yol açar. Tüm bu fizyolojik değişimler yaşanırken, vücut savunma mekanizması olarak histamin salınımı gerçekleştirir.

Diş Çıkarma Döneminde Kaşıntı ve Gece Huzursuzluğunun Nedeni

Bölgede yoğunlaşan enzimler ve salgılanan histamin, dişin ağız boşluğuna doğru ilerleyebilmesi için yoğun bir çaba sarf eder. Bu biyokimyasal süreç, bebeklerde bölgesel kaşıntılara neden olur. Özellikle gece saatlerinde artan huzursuzluğun bilimsel bir açıklaması bulunmaktadır.

Histamin salınımı gün içerisinde değişkenlik gösterir:

  • Gündüz saat 11.00: Histamin salınımının en az olduğu seviyedir.
  • Gece saat 03.00: Histamin salınımının en yüksek seviyeye ulaştığı zamandır.

Bu döngü nedeniyle diş çıkarma şikayetlerinin gece saatlerinde artması oldukça doğaldır. Şikayetleri baskılamak ve çocuğu rahatlatmak amacıyla, uyku verme özelliği de bulunan antihistaminik şuruplar (örneğin Avil şurup, günde 2 kez öğlen ve akşam şeklinde) hekim kontrolünde kullanılabilir.

Bebeklerde Oral Dönem ve Bağışıklık Sistemi İlişkisi

Lokal ısı artışı ve kaşıntı bebeklerde stres yaratarak onları çeşitli arayışlara yöneltir. Bebekler bu kaşıntıyı gidermek için buldukları yabancı cisimleri ağza alma eğilimi gösterirler. Bu durum, hem kaşıntıyı dindirme hem de dünyayı kavrama yetisinin bir parçasıdır.

Çocukların immün sistemi (bağışıklık sistemi) yetişkinlere göre oldukça dirençlidir. Bu nedenle ağza alınan her nesne çocukta hastalık oluşturacak veya ishal yapacak kadar etkili olmayabilir. Ancak ebeveynlerin dikkat etmesi gereken kritik bir sınır bulunmaktadır:

DurumDikkat Edilmesi Gereken Nokta
Vücut IsısıAteş 38 dereceyi geçerse sekonder (ikincil) hastalıklar araştırılmalıdır.
HijyenYerlerin ve ağza alınabilecek cisimlerin temizliğine makul düzeyde önem verilmelidir.
GüvenlikBoğulma riskine karşı çok küçük cisimlerin ağza alınması engellenmelidir.

Psikolojik Gelişim ve Bağışıklığın Güçlenmesi

Hijyen kurallarına temel düzeyde dikkat ederek bebeği serbest bırakmak, iki açıdan fayda sağlar. Birincisi, az miktardaki mikroorganizma ile temas etmek bebeğin immün sistemini güçlendirir. İkincisi ise, bebeğin nesneleri ağzına götürerek tanıma ihtiyacı kısıtlanmadığı için psikolojik baskı oluşmaz. Bu yaklaşım, bebeğin hem daha sağlıklı bir psikolojiye sahip olmasına hem de biyolojik olarak direnç kazanmasına yardımcı olur.

Etiketler

Diş etiDişErüpsiyonSürmeHistamin

Yazar Hakkında

Dt. Fatma Nur Kuyucu Çelik

Dt. Fatma Nur Kuyucu Çelik

1983 Konya doğumlu. İlk, orta, lise ve üniversite eğitimini Konya’da tamamlamıştır. Selçuk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 2007 mezunudur. Konya’da bir yılı aşkın bir süre kendi muayenehanesinde görev yaptıktan sonra, Nisan 2009 – Temmuz 2010 tarihleri arasında kamuda görev almıştır. Tatvan Devlet Hastanesindeki görevinden dolayı bu süre zarfında Bitlis/Tatvan da ikamet etmiştir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.