Doktorsitesi.com

Çocukluk Çağı Travmalarının ve Bağlanma Stilinin Evlilik Dinamikleri Üzerindeki Etkisi

Uzman Aile Danışmanı Gülçin Taş
Uzman Aile Danışmanı Gülçin Taş
3 Mart 202614 görüntülenme
Randevu Al
Çocuklukta çekirdek ailemizde yaşadığımız kırgınlıklar ve savunma mekanizmaları, farkında olmadan yetişkinlikteki romantik ilişkilerimizin temelini ve partnerimize verdiğimiz tepkilerin şiddetini şekillendirir.
Çocukluk Çağı Travmalarının ve Bağlanma Stilinin Evlilik Dinamikleri Üzerindeki  Etkisi

Merhaba, bir aile danışmanı olarak görüşmeye gelen pek çok çiftin aslında sadece birbirleriyle değil, yanlarında getirdikleri o görünmez "çocukluk çantalarıyla" da tartıştığını görüyorum. Çocukken içinde büyüdüğümüz o ilk "küp aile" yapısı, bizim dünya hakkındaki ilk taslağımız. Eğer o evde sevgi tutarlı bir şekilde verilmediyse veya huzur yerine kaos hakimse, çocuk zihnimiz hayatta kalmak için bazı savunma mekanizmalarını otomatik olarak devreye sokar. Yetişkin olduğumuzda ise o gün bizi koruyan bu kalkanlar, bugün partnerimizle aramıza giren koca bir duvara dönüşebiliyor. Yani aslında eşimize verdiğimiz orantısız bir tepki, bazen bugüne değil, uzun yıllar önceki bir kırgınlığa verilmiş geç kalmış bir cevap olabiliyor.

Romantik ilişkilerimizde yaşadığımız güven problemleri veya o meşhur "kaybetme korkusu" genellikle köklerini o yılların belirsizliğinden alır. Eğer çocukken ihtiyaçlarımız görmezden gelindiyse veya duygusal bir ihmalle büyüdüysek, yetişkinlikte partnerimizin ufacık bir ilgisizliğini büyük bir terk edilme sinyali olarak algılayabiliyoruz. Bu da bizi ya aşırı yapışkan, sürekli onay bekleyen birine dönüştürüyor ya da tam tersi, "canım yanmasın" diye kimseyi kendine tam yaklaştırmayan, duygusal olarak mesafeli bir limana çekiyor. Oysa sağlıklı bir ilişki kurmak için önce o küçük çocuğun neden korktuğunu anlamak ve bugünkü yetişkin aklımızla ona "şu an güvendesin" diyebilmek gerekiyor.

Evlilik dediğimiz o uzun yolculukta bu travmalar kendisini en çok iletişim kazalarında gösteriyor. Ailesinde sürekli kavga olan bir çocuk, ya kavgadan köşe bucak kaçan bir "sessizleştirici" olur ya da haklı çıkmak için sesini en çok yükselten kişi haline gelir. "Neden beni anlamıyor?" diye feryat ederken aslında partnerimize değil, bizi zamanında duymayan ebeveynlerimize sesleniyoruzdur. Farkındalık tam da burada başlıyor; partnerimizin aslında o eski yarayı kaşıyan kişi değil, o yarayı iyileştirirken yanımızda durmasını istediğimiz yoldaşımız olduğunu fark ettiğimiz an, ilişkinin rengi değişmeye başlıyor.

Sonuç olarak, geçmişin gölgelerini bugünün ışığına taşımak biraz cesaret ister ama buna değer. Kendimize "Bu hissettiğim öfke gerçekten eşime mi, yoksa geçmişten gelen bir sızı mı?" diye sormaya başladığımızda, sadece evliliğimizi değil, kendi ruhumuzu da özgürleştiririz. Unutmayın ki, çocukluğumuz kaderimiz olabilir ama bu hikâyenin sonunu yazan kalem her zaman bizim elimizdedir.

Bu konuyla ilgili kendi ilişkinizde gözlemlediğiniz, "Acaba bu tepkim çocukluğumdan mı geliyor?" dediğiniz özel bir durum varsa, bir randevu alabilirsiniz ve üzerinde birlikte konuşabiliriz. Şimdilik, bu döngüleri kırabilmeniz için uygulayabileceğiniz birkaç tane küçük farkındalık egzersizi paylaşabilirim; çünkü fark etmek yolun yarısıysa, harekete geçmek diğer yarısıdır. Bir aile danışmanı gözüyle, bu kökleşmiş döngüleri bir günde yıkamayacağımızı ama her gün küçük birer çentik atarak onları zayıflatabileceğimizi söyleyebilirim. İşte günlük hayatın akışında uygulayabileceğiniz, o eski sesleri susturmaya yardımcı olacak birkaç pratik egzersiz:

Dur ve Tara: 90 Saniye Kuralı

Tartışma sırasında veya partnerinizin bir hareketiyle içinizde o tanıdık, yakıcı öfke veya yoğun kaygı yükseldiğinde kendinize 90 saniye tanıyın. Bilimsel olarak bir duygunun nörolojik ömrü yaklaşık 90 saniyedir; eğer biz onu düşüncelerimizle beslemezsek söner. O an hemen cevap vermek yerine derin bir nefes alın ve kendinize şunu sorun: "Şu an hissettiğim bu duygu kaç yaşında?" Eğer cevabınız "5 yaşında gibi hissediyorum" ise, o tepki partnerinize değil, geçmişteki bir ana aittir. Bu farkındalık, tepkinizin şiddetini anında düşürecektir.

"Ben" Diliyle Köprü Kurmak

Çocukluk travmaları bizi genellikle "Sen hep böylesin" veya "Sen şunu yaptın" gibi suçlayıcı bir dile iter; çünkü bu bir savunma biçimidir. Bunun yerine, duygunuzu partnerinize bir "ihtiyaç" olarak ifade etmeyi deneyin. Örneğin; "Yine beni dinlemiyorsun!" demek yerine, "Şu an dinlenilmediğimi hissettiğimde kendimi çocukken olduğu gibi değersiz hissediyorum, biraz göz temasına ihtiyacım var" diyebilirsiniz. Bu, karşı tarafı savunmaya geçirmek yerine size yardım etmeye davet eder.

Güvenli Liman Günlüğü

Zihnimiz bazen geçmişin kötü anılarını bugünün gerçeğiymiş gibi önümüze sürer. Bunu dengelemek için telefonunuzun notlarına veya küçük bir deftere "Bugün Güvendeyim" kanıtları ekleyin. Partnerinizin geçmişteki o travmatik figürden (anneniz, babanız veya bir başkası) farklı davrandığı anları kaydedin. Örneğin: "Bugün geç kalacağını haber verdi, yani belirsizlikte bırakmadı." Bu küçük notlar, beyninizi bugünün güvenli olduğuna dair yeniden programlamaya yardımcı olur.

Küçük Çocuğa Mektup

Haftada bir kez, o kırılan veya korkan çocuk halinize kısa bir not yazın. Ona bugünkü yetişkin halinizle, "Seni görüyorum, o zamanlar yalnızdın ama şimdi ben buradayım ve seni koruyabilirim" deyin. Bu kulağa biraz sembolik gelse de, içsel bir yatışma sağlar. Siz kendi içinizdeki çocuğu sakinleştirmeyi öğrendikçe, partnerinizin sizi sakinleştirmesine duyduğunuz o "hayat memat meselesi" olan ihtiyacınız da yavaş yavaş normalleşecektir.

Etiketler

Duygusal ilişki sorunlarıDuygusal iyileşmeKaybetme korkusuGeçmişle yaşamakÇocukluk travmalarıKök Ailede Sınırlarevlilik dinamiklerigeçmişi affetmek

Yazar Hakkında

Uzman Aile Danışmanı Gülçin Taş

Uzman Aile Danışmanı Gülçin Taş

Gülçin Taş, Ankara Üniversitesi Aile Danışmanlığı (Yüksek Lisans) programından uzmanlık unvanını almıştır. Lisans eğitim hayatı içerisinde ise Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü ve Ankara Bilim Üniversitesi Psikoloji Bölümü yer almaktadır. Aile içi ilişkiler ve çift terapisi alanlarında derin bilgiye sahip olan Gülçin Taş, aynı zamanda cinsel danışmanlık, boşanma oryantasyonu ve evlilik krizleri üzerine çalışmalar yürütmektedir. Ailelerin ve çiftlerin yaşadığı zorluklara empatik ve çözüm odaklı yaklaşımlarla destek sunan Gülçin Taş, bireylerin duygusal sağlığını güçlendirmeyi hedeflemektedir. Her danışanına özel bir yaklaşım sergileyerek, sağlıklı iletişim ve ilişkiler kurmalarına yardımcı olmaktadır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.