Doktorsitesi.com

Çocuklarda sık görülen davranış bozuklukları ve yapılması gerekenler

Klinik Psikolog Aylin Aydemir
Klinik Psikolog Aylin Aydemir
5 Ekim 20104165 görüntülenme
Randevu Al
Çocuklarda sık görülen davranış bozuklukları ve yapılması gerekenler
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Çocukluk Çağında Duygusal ve Davranışsal Problemler

Çocukluk döneminde sıklıkla karşılaşılan duygusal problemlerin başında; tırnak yeme, parmak emme, kekemelik, kıskançlık ve tik bozuklukları gibi davranışlar gelmektedir. Bu davranışlar genellikle çocuğun iç dünyasındaki gerilimin, stresin veya karşılanmamış ihtiyaçların bir yansıması olarak ortaya çıkar. Ebeveynlerin bu süreçleri doğru yönetmesi, çocuğun sağlıklı psikolojik gelişimi açısından kritik önem taşımaktadır.

Tırnak Yeme Alışkanlığı ve Nedenleri

Çocuklar genellikle yoğun gerilim ve stres altındayken bu durumu hafifletmek amacıyla tırnak yemeye başlarlar. Bu davranış sıklıkla 3 yaşından itibaren görülmeye başlar ve zamanla yerleşik bir alışkanlık haline gelebilir. Özellikle heyecan, korku, sınav dönemleri veya stresli bir film izleme gibi anlarda davranışın şiddeti artış gösterir.

Tırnak yeme davranışını tetikleyen temel faktörler şunlardır:

  • Katı disiplin uygulayan aile yapısı.
  • Aile içi iletişimin yetersiz olması.
  • Çocuğun sürekli eleştirilmesi, suçlanması veya azarlanması.
  • Sevgi ve ilgi eksikliği.
  • Ailede (anne, baba, kardeş) tırnak yiyen birinin model alınması.

Çocuklarda Kıskançlık Duygusu ve Yönetimi

Kıskançlık, genellikle öfke, nefret, acıma, özgüven eksikliği ve üzüntü gibi karmaşık duyguların bir sonucu olarak gelişir. Aileye yeni bir bireyin katılması bu duyguyu tetikleyen en yaygın unsurdur. Çocuklar kıskançlıklarını; hedef kişiye saldırarak, aşırı sevgi gösterisinde bulunarak, yaşından küçük davranarak (regresyon) veya hayali oyunlar kurarak dışa vurabilirler.

DurumÖnerilen Ebeveyn Yaklaşımı
Kıskançlık GösterileriGörmezden gelinmeli, çocuk uyarılmamalıdır.
İlgi İhtiyacıÇocuğa yeterli sevgi ve zaman ayrılmalıdır.
Yeni Kardeş SüreciOrtak aktiviteler yapılmalı, çocuk kardeşin bakımına dahil edilmelidir.

Tik Bozuklukları ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Tik bozuklukları, istem dışı, amaçsız ve tekrarlayan kas hareketleridir. Genellikle 4 yaş civarında başlayan bu durum; göz kırpma, öksürme, dudak emme, yüz/burun kırıştırma ve omuz oynatma şeklinde görülür. Tikler uykuda azalırken, gün içindeki stresli anlarda şiddetlenebilir.

Bu bozukluklar genellikle iç çatışmaların bir yansımasıdır ve daha çok içe kapanık, güvensiz, çatışmalı aile ortamında büyüyen çocuklarda görülür. Aileler, tiklerin hangi durumlarda arttığını gözlemlemeli ve çocuğa güven duygusu aşılamalıdır. Çocuk asla suçlanmamalı, eleştirilmemeli ve stres faktörlerinden uzak tutulmalıdır.

Parmak Emme Davranışı

Bebekliğin ilk dönemlerinde (genellikle 3. aydan sonra) başlayan parmak emme, başlangıçta doğal ve zararsız bir reflekstir. Bebekler acıktığında, uykusu geldiğinde veya anneden uzak kaldığında bu davranışa yönelebilirler. Ancak bu alışkanlığın 5 yaşından sonra devam etmesi, diş ve damak yapısında kalıcı bozukluklara yol açabilir.

Ebeveynlerin dikkat etmesi gereken noktalar:

  • 2-3 yaş civarındaki çocuklarda bu davranışa aşırı ilgi gösterilmemelidir.
  • Tehdit, ceza, parmağa acı sürme veya zorlama gibi yöntemler davranışı kalıcı hale getirebilir.
  • Çocuğun dikkati farklı yönlere (oyun, arkadaş ortamı) çekilmelidir.
  • Mükemmeliyetçi ve aşırı koruyucu tutumlardan kaçınılmalıdır.

Konuşma Bozuklukları: Kekemelik

Kekemelik, ses ve hecelerin tekrarlanması veya uzatılmasıyla konuşma akışının bozulması durumudur. 2 ile 3.5 yaş arası çocuklarda görülen kekemelik, kelime haznesinin yetersizliği nedeniyle genellikle normal kabul edilir. Ancak korku, baskıcı tuvalet eğitimi, aşırı eleştiri ve yüksek beklentiler bu durumu kronik hale getirebilir.

Kekemelik yaşayan çocuğa yaklaşım nasıl olmalı?

  1. Çocuğun konuşması kesinlikle düzeltilmemelidir.
  2. Çocukta "kekeleyeceğim" kaygısı uyandırılmamalıdır.
  3. Alay edilmemeli ve çocuk utandırılmamalıdır.
  4. Konuşmanın içeriğine odaklanılmalı, konuşma şekline değil.
  5. Çocuğun sevdiği kişilerle vakit geçirmesine ve özgürce hareket etmesine imkan tanınmalıdır.

Etiketler

Çocuk psikolojisiTikParmak emmeÇocuklarda dudak emmeÇocuklardaki davranış problemleri

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Aylin Aydemir

Klinik Psikolog Aylin Aydemir

Uzman klinik psikolog Aylin AYDEMİR
2005 yılında temel lisans eğitimini psikolojide tamamlamasının ardından Gelişim ve klinik psikolojide uzmanlığını almıştır. 2007-2010 yılları arasında çocuk ve ergenler ile çalışmış ve bu dönemde aleksitimi ve obezite üzerinde araştırma yaparak tezini tamamlamıştır. 
Amerika’da Akıl Sağlığı Danışmanlığı (Mental Health Counseling) ve (Brain Spoting) Zihin Odaklama Eğitimleri ile EMDR (eye movement desensitization and reprocessing), Göz Haraketleri ile Sistematik Duyarsızlaştırma ve Yeniden işlemleme, EMDR ile fibromiyoloji ,ağrı, fobi, korku, anksiyete tedavisi, travma çözümleme eğitimi, Bilişsel Davranışçı terapi (Cognitive Behaviroal Therapy), Stratejik Aile Terapisi, Aile danışmanlığı, Boşanma ve çift danışmanlığı gibi alt uzmanlık alanları da yer almaktadır.
Bunun yanı sıra dünyada alanındaki gelişmeleri yakından takip eden Uzm. Klinik Psikolog AYDEMİR, Prof Dr Tina Virginia’dan sanal gerçeklik (virtual Reality) terapisi eğitimi alarak ve fobi, anksiyete, depresyon, panik atak alanındaki çalışmalarına yeni bakış açısı getirerek psikoterapi ile teknolojinin mükemmel uyumunu klinik çalışmalarına yansıtmaktadır.
Meslek hayatı boyunca pek çok proje , eğitim ve araştırmaya imza atmış olan Aydemir halen alanda çalışan uzmanlara yönelik çeşitli eğitim ve supervizyon desteği vermekte ve yanısıra bilgi birikimi ve tecrübelerini aktaran kitabı da yazım aşamasındadır. 
Halen Amerika’da ve Türkiye’ de supervizyon eğitimlerine devam etmekte olan Aydemir 2005 yılından beri yüzlerce danışan ile çalışmış ve halen ARM psikiyatri Psikoterapi Merkezinde hizmet vermektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.