Doktorsitesi.com

Çocuk ve ergenlerde depresyon!

Psk. Dan. Aykut Akova
Psk. Dan. Aykut Akova
14 Haziran 2010664 görüntülenme
Randevu Al
Çocuk ve ergenlerde depresyon!
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Çocuklarda Depresyon Nedir ve Nasıl Ortaya Çıkar?

Depresyon, hem yetişkinlerde hem de çocuklarda sıkça rastlanan ciddi bir duygu durum bozukluğudur. Genellikle çocukların her zaman mutlu olduğu ve bu tür psikolojik sorunlar yaşamayacağı düşünülse de, gerçekler bu algının aksini göstermektedir. Bebeklerde genellikle bağlandığı kişiden ayrılmaya bir tepki olarak gelişen bu durum, çocuk ve gençlerde stres faktörlerine bağlı olarak yetişkinlerdekine benzer bir seyir izleyebilir.

Çocuklarda Depresyon Kaç Yaşında Başlar?

Araştırmalar, bebeklerin yaklaşık 6 aydan itibaren bağlandıkları figürden ayrılmaya karşı tepki geliştirdiklerini göstermektedir. Bu tepki, ilk depresyon nedeni olarak kabul edildiği için depresyonun bu yaştan itibaren her dönemde görülebileceği söylenebilir. Depresif bozukluklar sıklıkla "ergenlik krizi" ile karıştırılmakta, bu durum ise intihar riski taşımasına rağmen teşhisin gecikmesine neden olmaktadır.

Yaş Gruplarına Göre Görülme Sıklığı

Depresyon, çocukluk ve ergenlik döneminde sanıldığından daha yaygın bir sağlık sorunudur. Uzmanların üzerinde fikir birliğine vardığı istatistiksel veriler şu şekildedir:

Yaş GrubuGörülme Sıklığı
Okul Öncesi Dönem1000 çocukta 3
7 - 11 Yaş Arası% 2.5
Ergenlik Dönemi% 7 - 8

Çocuk ve Ergenlerde Depresyon Belirtileri

Belirtiler yaş gruplarına göre farklılık gösterse de, temel değişimler çocuğun sosyal ve akademik hayatını doğrudan etkiler. Özellikle ergenlerde teşhis edilemeyen depresyon oranı %70 gibi yüksek bir seviyededir.

Çocukluk Dönemi Belirtileri

  • Ayrılık kaygısı: Anneden veya bakım veren kişiden ayrılmak istememe.
  • Ölüm korkusu: Anne ve babasının öleceğine dair yoğun endişe.
  • Okul reddi: Okul korkusu ve gitmeyi kesin bir dille reddetme.

Ergenlik Dönemi Belirtileri

  • Davranışsal Değişimler: Karşı çıkma, olumsuzluk, asık suratlı ve aksi tutumlar.
  • Sosyal İzolasyon: Aileden uzaklaşma, odaya kapanma ve toplumsal etkinliklerden kaçınma.
  • Akademik Düşüş: Okula uyum güçlüğü ve ders başarısında belirgin düşüş.
  • Duygusal Hassasiyet: Anlaşılmadığı hissi, reddedilmeye karşı aşırı duyarlılık.
  • Riskli Davranışlar: Giyime dikkatsizlik ve uyuşturucu madde bağımlılığı eğilimi.

Ebeveynlerin Alması Gereken Önlemler

Anne ve babalar, çocuklarında gözlemledikleri ani davranış değişikliklerini yakından takip etmelidir. Bu takip, erken teşhis ve tedavi süreci için hayati önem taşır. Ebeveynlerin dikkat etmesi gereken temel noktalar şunlardır:

  • Travmatik Yaşantıları İzleyin: Sevilen birinin kaybı gibi örseleyici olaylar sonrası çocuğu gözlemleyin.
  • Güven Verin: Günlük yaşamda çocuğun güvenini sarsacak davranışlardan kaçının.
  • Destek Olun: Problemlerini çözmesinde ona yardımcı olun, gerekli ilgi ve sevgiyi esirgemeyin.

Tedavi Süreci ve Uzman Desteği

Depresyon belirtileri fark edildiğinde vakit kaybetmeden bir çocuk ruh sağlığı uzmanına başvurulmalıdır. Eğer bölgede bir uzman bulunmuyorsa, çocuk hekimlerinden ön değerlendirme ve yönlendirme talep edilebilir.

Tedavi yöntemleri çocuğun yaşına göre belirlenir:

  1. Küçük Yaşlar: Genellikle oyun terapisi gibi psikoterapi yöntemleri tercih edilir.
  2. İleri Yaşlar: Terapi süreciyle birlikte, doktor kontrolünde ilaç kullanımı gerekebilir.

Önemli Not: Belirtilerin varlığı durumunda bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimin yavaşlamaması için mutlaka profesyonel destek alınmalıdır.

Etiketler

PsikoterapiÇocukDepresyon belirtileri

Yazar Hakkında

Psk. Dan. Aykut Akova

Psk. Dan. Aykut Akova

Psikolog ve Pedagog Aykut Akova lise öğreniminin ardından 1991 senesinde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü'nü bitirmiştir. Çocuk ve Yetişkin Psikiyatri eğitimlerini Çapa Tıp Fakültesi'nde tamamlamıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.