Çocuk ve Ebeveyn bağı

"Çocuklarınız sizden bir parça, ancak ayrı bir parçadır. Onların kendi yaptıklarından, yaşadıklarından, duygularından ya da durumlarından söz ederken,"okuyup yazabiliyoruz artık, çok güzel konuşuyoruz, matematigimiz düzeldi, tuvaletimizi de yaptık, mamamızı yedik, ayakkabımızı giydik vb.." gibi çoğul ifadelerden kaçınınız. Bu gibi ifadeler çocuğun benlik algısı geliştirmesine engel olur. Aynı zamanda "özerklik" ihtiyacını bastırıp, bağımsız bir kimlik inşa etmesine engel olur. Özellikle ebeveynlerin ilişki çatışmalarında bu dil ya da buna yönelik tutumlar, bir öfke aracı haline de getirilir. Çocukla yaşanılan süreç, çatışma yaşanan diğer eşe karşı onu dışarıda tutan bir koalisyon ya da birleşmişlik tutumuyla gösterilir. Kızımla bunu yaptık, oğlumla mutluyuz ve ya o sadece onun çocuğuymuş gibi tutumlar çocuğun diğer ebeveyn ile ödipal çatışmasına da neden olur ki, bu da psiko- seksüel gelişimini olumsuz etkiler. O benim aşkım, o benim herşeyim vb..gibi diğer eşe karşı ve çocuğa karşı kullanılan ifadeler ile de karşılanır bunlar.. Oysa çocuğun hayata gelmesi ve varlığı, her türlü çatışma ve soruna rağmen,hem annenin hem de babanın sayesindedir.
Çocuğa her iki ebeveyn de, gerektiğinde gelişim dönemine uygun olarak, aralarındaki ilişkide sorunlar yaşadıklarını,anlaşamadıklarını ancak bunun onunla ilgili olmadığı, onu her koşulda eşit olarak sevdiklerini ve bu durumun ona gösterdikleri ilgi, şefkat ve sevgiyi değiştirmeyeceğini anlatmak, göstermek gerekir.
Ebeveynlerin çocuklarını, ilişkilerinin olumlu/olumsuz süreçlerinde araç olarak kullanması çocuk da "bu ilişkinin sorumlusu benim, bunu iyileştirmek benim görevim" gibi bir duygu da yaratır ki, bu da ciddi bir ruhsal yüke dönüşüp,onun kendi ilişkilerinde de istismar ve ihmal edilmesi olasılığını arttırır. Bu iç-içe geçmişlik şeması yetişkinliğe de aktarılır. Son zamanlarda, özellikle eğitimli ebeveynlerde, sosyal medya ortamında çokça rastladığım, kullanıcı adında kendi ismiyle çocuğunun ismini birleşik olarak kullanması, sanal olsa da, kendi varlığını çocuk üzerinden inşa etme ve ya kişisel egonun kendi varlığı üzerinden değil de çocuğun üzerinden oluşturmaya çalışması da sözünü ettiğim iç-içe geçmişlik şemasının güncel bir örneğidir. Çocuklarımız bizler için önemli, değerli ve biriciktir elbette...bizden bir parça ancak kendi yaşam döngüsünü kendi bağımsız kişiliği ve benliğiyle sürdürme hakkına sahiptir.Tıpkı hepimiz gibi, her bir yetişkin gibi..."




