Doktorsitesi.com

BOŞLUK HİSSİ

Klinik Psikolog Savaş Polat
Klinik Psikolog Savaş Polat
17 Mart 2022113 görüntülenme
Randevu Al
​İnsanların bazıları yalnız kalmak ve kendilerini dinlemek için can atarken bazıları ise yalnız kalmaktan ve boşa çıkmaktan olabildiğince kaçarlar. Bunun en önemli nedeni insanlar yalnız kaldıklarında ve onları oyalayacak herhangi bir eylemin-durumun içinde olmadıklarında yani boş kaldıklarında kendi içlerinde ne varsa onun sesini duymaya kokusunu almaya başlarlar.
BOŞLUK HİSSİ

​İnsanların bazıları yalnız kalmak ve kendilerini dinlemek için can atarken bazıları ise yalnız kalmaktan ve boşa çıkmaktan olabildiğince kaçarlar. Bunun en önemli nedeni insanlar yalnız kaldıklarında ve onları oyalayacak herhangi bir eylemin-durumun içinde olmadıklarında yani boş kaldıklarında kendi içlerinde ne varsa onun sesini duymaya kokusunu almaya başlarlar. Bu durum insanların çocukluklarından itibaren kendi içlerinde oluşan temsillerin ortaya çıkmasını sağlar. Eğer içeride destekleyici bir iç ses var ise kendimizle vakit geçirmekten mutlu olan kendisine yatırım yapan ve kendisi için bir şeyler yapabilen bir alan oluşturmuş oluruz. Eğer eleştiren yargılayan bir iç sese sahipsek o yargılayıcı, eleştirel, cezalandırıcı sesi susturmak için kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlayan çeşitli eylemler gerçekleştirerek o iç sesten uzaklaşmaya çalışırız. 

İçimizdeki boşluk duygusu, dışarı ile kurduğumuz ilişki ile oluşmaya başlar. Neyin iç neyin dış olduğunu, neyin kendimizle neyin ötekilerle ilgili olduğunu 0- 3 yaşta anne babamızla kurduğumuz ilişkiyle öğrenmeye başlarız. Eğer bu dönemde ebeveynlerimiz ile kurduğumuz ilişki bizi besleyen, destekleyen, güç veren bir ilişkiyse ebeveynlerimizle ilişkimiz kendi içimizde dayanak aldığımız, yaslandığımız, içsel bir kaynağa dönüşür. Ebeveynlerimiz ile ilişkimiz yargılayıcı, cezalandırıcı, aşağılayıcı ise bizi zayıflatan birer temsile dönüşür. Özellikle çocukluk yıllarında ebeveynlerimiz ile kurduğumuz ilişki yeterince güvenli ve destekleyici değilse büyüyüp birer yetişkin olduğumuzda içsel bir boşluk duygusuyla karşı karşıya kalırız. Yaslanıp dayanak alacağımız yerde bir boşluk hissi vardır. Ebeveynlerle kurulan kötü içselleştirilmiş ilişkiler zamanla içimizdeki saldırganlığı besleyerek yıkıcı davranışlara ve kötü duygulara zemin oluşturur.  

Zaman içinde hissedilen boşluk duygusu (özellikle ergenlik yıllarında) yeni kurulacak ideal bir ebeveyn - çocuk ilişkisi (ya da ebeveyn yerine geçecek herhangi bir kişi ya da nesne ile)doldurulabilir. Bir davaya inanılabilir, bir öğretmenin ya da ustanın elinde yeniden şekillenebilir. Tutkulu-büyük bir aşk ile kendi içinde hissettiği duygusal boşluk hissini doldurabilir ve geçmişten getirdiği içselleşen ebeveyn temsillerini yeni oluşan içsel temsilleri ile güncelleyebilir. Birey hem ebeveynleriile kurduğu ilişkide hem de daha sonraki süreçte kendi içsel temsillerini destekleyici bir iç ses olarak oluşturmadığı sürece, kendi içinde hissettiği içsel boşluk yakınmaları her geçen gün derinleşerek daha da yıkıcı bir hal alarak hayatının temel şikayetinedönüşebilir. 

Yetişkinlerin baş etmekte zorlandıkları boşluk duygusu ile profesyonel bir destek olmadan baş etmeleri ve kurtulmaları, çocukluk ve ergenlik yıllarına göre daha zor olacaktır. Psikoterapi ile birlikte bireyin içsel temsilleri çalışılır ve terapist-danışan ilişkisiyle yeni dayanak olacağı, besleyici ve destekleyici yeni içsel temsiller oluşur. Terapi süreciyle birlikte boşluk hissi yerini güvenli, destekleyici yeni bir içsel temsile yerini bırakır.

Etiketler

Duygusal boşlukBoşlukBoşluk hissiBoşluk hissi ve acı duymanın nedenleriduygusal boşluk sebepleri

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Savaş Polat

Klinik Psikolog Savaş Polat

Uzman Klinik Psikolog Savaş POLAT, 1984 yılında Reşadiye’de doğmuştur. Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümünde lisans programını 2007 yılında başarıyla tamamlamıştır. Mezun olduğu yıldan itibaren kamu ve özel sektörde çeşitli kurumlarda psikolojik danışmanlık, eğitim ve seminer çalışmalarını sürdürmektedir. Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Bürosunda ve mahkemelerde bilirkişi-pedagog olarak görev almıştır.

İstanbul Esenyurt Üniversitesinde Klinik Psikoloji Yüksek Lisansını “Bağlanma Stilleri ve İlişkiye Yansımaları” konulu çalışması ile tamamlayarak Uzman Klinik Psikolog olmuştur. Psikoterapi Enstitüsü Genel Başkanı Uzman Dr. Tahir ÖZAKKAŞ tarafından verilen ve üç yıl süren,teorik-formülasyon-süpervizyon aşamalarından oluşan "Bütüncül Psikoterapi Eğitimini" başarı ile tamamlamıştır. DBE(Davranış Bilimleri Enstitüsü)’den EMDR “Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşlemleme”Gaziosmanpaşa Üniversitesinden  "Aile Terapisi",CİSED( Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği)’den Cinsel Terapi Eğitimlerini almıştır. 

Mesleki tecrübesi ile almış olduğu eğitimleri birleştirerek oluşturmuş olduğu "Dinamik Yönelimli Bütüncül Psikoterapi" anlayışı ile çalışmalarını sürdürmektedir. Bütüncül Psikoterapi:içerisinde bir çok kuramı ve tekniği barındıran, teorik bilgiyi işe yararlılık perspektifinde entegre ederek danışanların gerçekliğini anlamaya çalışan ve her danışanın bireysel ihtiyacına göre süreci yeniden şekillendiren dinamik bir psikoterapi armonisidir. Bu psikoterapi armonisi "Klasik Psikanaliz, Bilişsel-Davranışçı Psikoterapi, Ego Psikolojisi, Nesne İlişkileri, Aktarım Odaklı Psikoterapi, Masterson Yaklaşımı, Kendilik Psikolojisi, İlişkisel Psikanaliz,Transaksiyonel Analiz,Varoluşçu Psikoterapi"gibi ekollerin parçalarından oluşan ve danışana özgü bir psikoterapi haline dönüşen dinamik bir yapıya sahiptir.
Aile ve çift terapisinde duygu odaklı yaklaşımı,kaygı bozukluklarında ise EMDR ve bütüncül yaklaşımı kullanmaktadır.

Psikoterapi Enstitüsü, EMDR  gibi mesleki etiğe ve gelişime katkı sunan derneklerde üyeliğini devam ettirmektedir.
Türk PDR Derneği Üyesi olan Uzm. Kl.Psk. Savaş POLAT , ''İçimizdeki Yabancı'' kitabının yazarıdır. Evli, iki çocuk babasıdır ve mesleki çalışmalarına Tokat ve İstanbul’da devam etmektedir.

U

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.