Bağımlı İlişki Döngüsü

Bağımlı ilişki, kişinin kendisini partneriyle özdeşleştirdiği, simbiyotik ilişki dinamiği oluşturduğu bir ilişki biçimidir. Buradaki duygular yoğun sevgi ya da fedakârlıkla karıştırılabilir. Oysa burada temel dinamik, karşı taraf olmadan kişinin kendini eksik, değersiz ya da güvensiz hissetmesidir. İlişki bir tercih değil, psikolojik bir ihtiyaç haline gelir. Bu durum çoğu zaman erken dönem bağlanma deneyimlerinin bir yansımasıdır. İlk bakım verenle kurulan bağların biçimi yetişkin yaşamındaki partnerle kurulan ilişkinin şeklini belirlemede önemli bir etken olabilmektedir.
Bağımlı ilişki örüntüsünde kişi partnerinin onayına aşırı duyarlıdır. Karar verirken karşı tarafın tepkisini merkeze alır. Kendi ihtiyaçlarını ertelemek, karşı tarafı memnun etmek ve ilişkiyi kaybetmemek öncelik haline gelir. Zamanla bireyin kimliği ilişki içinde erimeye başlar.
Bu döngünün temelinde genellikle “yalnız kalırsam baş edemem” inancı bulunur. Yalnızlık, fiziksel bir durumdan çok psikolojik bir tehdit olarak algılanır. Bu nedenle kişi sağlıksız bir ilişkide bile kalmayı, belirsizliğe tercih edebilir. Yalnızlık kavramının kendi içinde birçok bileşeni barındırdığı, maruz kalınan değil de kimi zaman seçilen bir konum olabileceği yönünde edinilen kazanımlar yalnızlığı daha sakin bir pozisyonda karşılamayı kolaylaştırabilmektedir.
Bu örüntünün fark edilmesi değişim için ilk adımdır. Terapötik süreçte bireyin özdeğer algısı güçlendirilir, sınır koyma becerileri çalışılır ve yalnızlıkla baş etme kapasitesi artırılır. Sağlıklı bağlanma, bağımlılık değil; iki ayrı bireyin yan yana durabilmesidir.


