Doktorsitesi.com

Aşkın Politikası: Çift İlişkilerinde Toplumsal Cinsiyet ve İktidar

Psk. Ruken Duygun
Psk. Ruken Duygun
4 Mart 202649 görüntülenme
Randevu Al
Çift İlişkilerinde Toplumsal Cinsiyet Rollerinin Mikro-Politikası Üzerine Bir Okuma
Aşkın Politikası: Çift İlişkilerinde Toplumsal Cinsiyet ve İktidar

Çift İlişkilerinde Toplumsal Cinsiyet Rollerinin Mikro-Politikası Üzerine Bir Okuma

Romantik ilişkiler genellikle duyguların alanı olarak düşünülür: sevgi, bağlanma, kıskançlık, çatışma. Ancak bu çerçeve, ilişkilerin aslında ne kadar yoğun bir iktidar dolaşımına sahne olduğunu görünmez kılar. Çiftler arasındaki problemlerin büyük bir kısmı bireysel uyumsuzluk ya da iletişim eksikliği olarak açıklanır; oysa bu açıklamalar, daha derinde işleyen toplumsal cinsiyet rejimini maskeleyen bir söylemsel örtüdür. Bu makalede, çift çatışmalarını psikolojik değil, politik bir fenomen olarak ele alacağız ve toplumsal cinsiyet rollerini, ilişkinin en mahrem alanına sızmış disipliner bir iktidar formu olarak yorumlayacağız.

Foucault’nun iktidar anlayışı, bu noktada radikal bir perspektif sunar: iktidar yalnızca baskılayan bir üst yapı değildir; aksine, bedenleri, arzuları ve öznelikleri üreten, mikro düzeyde işleyen bir ağdır. Çift ilişkisi tam da bu mikro-iktidarın en sofistike laboratuvarıdır. Burada partnerler sadece birbirlerini sevmez; aynı zamanda birbirlerini normlara uygun öznelere dönüştürürler.

Romantik İlişki: Bir Disiplin Mekânı

Modern çift ilişkisi, görünürde özgür bir birliktelik olarak kodlanır. Ancak bu özgürlük söylemi, toplumsal cinsiyet rollerinden vareste olamamaktadır. Kadın “duygusal emek” üreticisi, erkek “istikrar sağlayıcı” özne olarak kurulur. Böylece ilişki, görünmez bir görev dağılımı üzerinden disipline edilir. Çiftler birbirlerini sürekli gözlemleyen, denetleyen ve normlara göre hizalayan öznelere dönüşür.
“Beni yeterince aramıyorsun” ifadesi sadece bir ihtiyaç beyanı değildir; aynı zamanda bakım emeğinin cinsiyetlendirilmiş dağılımına dair bir normatif çağrıdır.
“Bu kadar hassas olma” cümlesi ise duygusal ifadeyi cinsiyet kodları içinde yeniden düzenleyen bir mikro-iktidar müdahalesidir.

Toplumsal Cinsiyet Rollerinin Psikolojik Değil, Dispozitif Karakteri

Ana akım terapi yaklaşımları, çift problemlerini çoğunlukla bağlanma stilleri, iletişim kalıpları ya da kişilik farkları üzerinden analiz eder. Ancak bu analizler, toplumsal cinsiyet rollerinin dispozitif yapısını göz ardı eder. Oysa toplumsal cinsiyet, sadece bir kimlik değil; söylemler, kurumlar, normlar ve pratikler aracılığıyla işleyen bir düzenleyici mekanizmadır.

Kadının “fazla fedakâr”, erkeğin “duygusal olarak mesafeli” olması, bireysel özelliklerden ziyade tarihsel olarak üretilmiş öznelik biçimleridir. Çift çatışması burada iki bireyin değil, iki normatif özne formunun karşılaşmasıdır.

Arzu, İktidar ve İlişkisel Performans

Foucault’ya göre arzu bastırılmaz; yönlendirilir, şekillendirilir ve yönetilir. Romantik ilişkilerde de arzu, saf bir içsel dürtü olmaktan ziyade toplumsal cinsiyet normları tarafından performatif olarak düzenlenir.
Erkeklik çoğu zaman arzu eden özne olarak konumlanırken, kadın arzu edilen nesne olarak yapılandırılır. Bu asimetrik kurgu, ilişkideki beklenti krizlerinin temelini oluşturur.

Örneğin:

  • Erkekten girişkenlik beklenmesi
  • Kadından duygusal düzenleyicilik beklenmesi
    Bu beklentiler karşılanmadığında yaşanan çatışma, aslında norm ihlaline verilen bir tepkidir;

Kişisel hayal kırıklığı gibi görünse de, altında toplumsal düzenin mikro düzeyde yeniden üretimi yatar.

İlişki Terapisinin Normalleştirici İktidarı

Burada daha marjinal bir iddia ileri sürülebilir: Çift terapisi bile zaman zaman normalleştirici bir aygıt olarak işlev görür. Terapötik söylem, “sağlıklı ilişki” normunu üretirken, bu norm çoğunlukla heteronormatif ve cinsiyet rolleriyle uyumludur.
“Rol paylaşımı”, “denge”, “karşılıklı anlayış” gibi kavramlar, farkında olmadan mevcut toplumsal cinsiyet düzenini stabilize edebilir.

Bu bağlamda terapi, sadece iyileştirici değil; aynı zamanda normatif özne üretici bir pratik olarak okunabilir.

Mikro-Direniş Olarak İlişkisel Yeniden Kuruluş

Foucault’nun en kritik katkılarından biri, iktidarın olduğu yerde direnişin de bulunduğu fikridir. Çift ilişkilerinde toplumsal cinsiyet rollerinin çözülmesi, büyük ideolojik devrimlerle değil, mikro-pratiklerle mümkündür:

  • Duygusal emeğin yeniden dağıtılması
  • Bakım pratiklerinin cinsiyetsizleştirilmesi
  • Kırılganlığın her iki özne için de meşrulaştırılması

Bu noktada marjinal tez şudur: Sağlıklı ilişki, uyumlu iki bireyin değil, normlara karşı birlikte direnen iki öznenin kurduğu ilişkidir.

Sonuç: Aşkın Politik Ontolojisi

Çift problemlerini sadece iletişim sorunu olarak okumak, iktidarın en başarılı stratejisidir; çünkü böylece normatif düzen görünmez kalır. Oysa romantik ilişki, toplumsal cinsiyet rejiminin en incelikli yeniden üretim alanıdır.
Aşk, nötr bir duygu değil; politik olarak şekillendirilmiş bir deneyimdir.

Bu nedenle çift çatışmalarını çözmek, yalnızca iletişim becerilerini geliştirmek değil; aynı zamanda içselleştirilmiş toplumsal cinsiyet söylemlerini deşifre etmekle mümkündür.
Bu perspektiften bakıldığında, ilişkinin asıl sorusu şudur:
“Birbirimizi seviyor muyuz?” değil,
“Birbirimizi hangi normlara göre özneleştiriyoruz?”

Ve belki de en olası önerme şudur:
En özgür ilişki, rollerin olmadığı değil; rollerin sürekli sorgulandığı ilişkidir.

 

Psk. Ruken Duygun

 

Yazar Hakkında

Psk. Ruken Duygun

Psk. Ruken Duygun

Ruken Duygun, Psikoloji alanında İngilizce lisans eğitimini tamamlamış, yüksek lisans eğitimine Liverpool John Moores Üniversitesi’nde devam eden; göç, mülteciler, toplumsal cinsiyet eşitliği ve savunmasız gruplarla çalışma konularında güçlü akademik altyapıyı kapsamlı saha deneyimiyle birleştiren bir uzmandır.
Ocak 2022 – Mart 2025 tarihleri arasında Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü (IOM) İstanbul ofisinde görev almış; farklı kültürel ve psikososyal ihtiyaçlara sahip bireylerle koordinasyon, danışmanlık ve destek süreçlerinde aktif rol üstlenmiştir.
Mesleki yaklaşımında Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) başta olmak üzere şema terapi, çözüm odaklı terapi ve psikodinamik yaklaşım ilkelerinden yararlanmakta; Marmara Üniversitesi bünyesinde tamamladığı Aile Danışmanlığı Eğitimi ile Terapotik Kartlar Eğitimi olmak üzere çeşitli psikoterapi odaklı eğitimler, sertifika programları ve süpervizyon süreçleriyle mesleki yetkinliğini sürekli olarak geliştirmektedir.
İleri düzey Türkçe ve İngilizce bilgisiyle, etik ilkelere dayalı, güvenli ve insan odaklı bir psikolojik destek anlayışını benimsemektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.